helalderman

YEDİKLERİN KADAR DOĞALSIN…

Archive for the ‘DOĞAL BESİN FAYDALARI’ Category

ZENCEFİL ZAMANI..

Posted by helalderman 21 Ocak 2012



Zencefil; tropikal iklim karakterindeki coğrafi alanlarda yaşayan ve yetişen yumru köklü sarımtırak bir bitkidir. Düğümler şeklinde yetişen kökleri genelde toprağın 15-25 cm altındadır.
Zencefil Genel Ülkemizde hobi tarzında yetiştirme denemeleri yapılıyor olsa da aslında ülkemiz ilimine dayanabilecek bir bitki değildir zencefil.
Zencefil özellikle asya, çin, hindistan ve arabistanda çokca tüketilen ve her çeşit “bitkisel” şifa uygulamalarında kullanılan bir bitki çeşididir. Özellikle çin ve hindistan dolaylarında zencefil 2000 yıldır bilinir ve çok aktif olarak kullanılır. Örneğin çinde “zencefil bitkisi”; hazımsızlıklarda ve çeşitli mide hastalıklarında, diare(su kaybı ishal)’de ve mide bulantılarının tedavilerinde kullanılırken, Hindistanda Zencefil bitkisi; genellikle eklem iltihaplanmalarında, colic tedavilerinde(bu bağırsaklarda meydana gelen gaz spazmlarıdır ve oldukca ağrılıdır özellikle çocuklarda sık görülür) ve hayati göstergelerin düzeltilmesinde kullanılır. Aslına bakarsanız zencefil bitkisi bütün bir dünyada aranılan ve sevilen bir çeşit baharattır. Bu bitkinin bu haklı şöhreti özellikle soğuk algınlıklarana birebir olmasından kaynaklanmaktadır. Zencefil bitkisinin soğuk algınlıklarına çok iyi geldiği bütün bir dünyada bilinen bir gerçektir.
Son Olarak; zencefil asya da en azından 4,400 yıldır kullanılan iyi bir baharat ve iyi bir destekleyici şifahi bitki türüdür. Tropikal iklimlerin bereketli topraklarından bütün bir dünyaya armağandır zencefil.

Yapısal Özellikleri -Şekli Özellikleri-

Zencefil yumru şeklinde bir birine geçmiş yuvarlaklar gibi görünen bir köke sahiptir. Bu kök yerin 15-25 cm altında bulunur. Kökün üzerindeki “birbiri içine geçmiş
zencefil Kök Halinde
hissi veren açık veya koyu” halkalar su yüzeyinde yayılan dalgalar gibi yayılım gösterir. Bu bitkinin gövdesi biribirinin içine geçmiş yivli bir yapıya sahiptir. Kısımların kenarından yapraklar çıkar ve bu yapraklar yeşildir. yapraklar henüz küçükken gövdeyi saran vir ok ucu gibidir. büyüdükçe gövdeden ayrılarak yaprak şeklini ve görümünü kazanır.
Bu bitki çiçekli bir bitkidir. Çiçekleri beyaz sarımtırak veya karışık yeşl de olabilir. Pembe olduğu da vakidir(adalarda ki çeşitleri).
Etken Maddeleri nelerdir?
Bu bitkinin etkili oluşunun en önemli nedelerinden birsi uçucu yağlarının olması ve yapısındaki fenol bileşikleridir(shogaols ve gingerols). Ayrıca içerdiği nişasta, kalsiyum, B ve C grubu vitaminleri de bu bitkiyi önemli yapmaktadır.
Kullanıldığı yerlerden bazıları.

İştah açıcıdır,
Antiseptik özelliği kanın temiz kalmasını sağlar,
Mideyi düzenler,
Mide bulantılarını giderir,gaz söktürücüdür.
Mide ağrılarında ve hazımsızlıkta iyi bir seçimdir,
Bağırsaklarda biriken ve atılamayan gazların kolaylıkla atılmasını sağlar(colic),
Solunum yollarını açar,
kanın yapısını daha akışkan hale getirir(ki bu kalbin daha rahat çalışmaı demektir)
Vücutta sıcaklık ve terleme meydana getirir.
Zencefil gerçekten iyi bir anti oksidandır(oksitleri temizler dışarıya atılmasına yardımcı olur)
Kalp ritminin düzene girmesini sağlar,
özellikle romatizmal rahatsızlıklarda bin yıllardır kullanılmaktadır.
Baş ağrılarını gideici özelliği vardır,
Zencefil Uykuyu rahatlatır,
Kandaki kollesterolu diğer bir çok bitkiye nazaran daha fazla oranda düşürür,
metabolizmada uyarıcı, , terletici, anti-septik, santral sinir sistemini ve kan dolaşımını uyarıcı etkiler yaparlar.

Bu ve buna benzer daha bir çok faydaları vardır zencefilin.

Örnek Olaylarla Kullanım Alanları

1- Yolculuk sırasında bir çoğumuzu taşıtlar tutar ve aslında çok da hoş geçebilecek bir yolculuk bizim için tam bir kabusa dönüşür. İş te Zencefil Çayıbunu zencefil sayesinde engelleyebiliriz. Şöyleki, Yolculuğa çıkmadan 30 dakika önce ağza alınan 1 gr. zencefil araç tutmasını engeller. Zencefilin faydaları
2- Ameliyattan kalkan hastalara verilen ilaçlar narkoz etkisini hafifletir fakat bu ilaçların yan etkileri mevcuttur. Oysa zencefil bu ilaçlardan daha etkili bir bulantı bastırıcıdır. Ameliyat sonrası ayılmalarda 0,5gr. – 2gr. arası zencefil+100 ml. sıcak su ile ile hazırlanan infüzyon oldukca faydalı sonuçlar verir.
3. Hamilelikte alınan günlük 1 gr toz zencefil hamileliğin mide üzerindeki etkilerini büyük oranda iyileştirir ve hatta yok edebilir de.
4. Zencefilin soğuk algınlıklarında kullanıldığını daha önce söylemiştik. Bir fincan çay içerisine bir miktar bal karıştırılıp ardından bu karışımımız içerisine iki dilim taze zencefil kor ve az bir miktar beklendikten sonra bu karışımı içesek soğuk algınlığımız kısa sürede atlatılır.
5. Yemeklerde ve tatlılarda kullanılan zencefil zamanla romatizmal hastalıklara çok iyi gelmektedir. Zencefil bitkisine son yıllardaki talep patlamasının sebeplerinden birisi de bu antiromatizmal özeliklerindendir.(Not: Sitemizde en çok “zencefil” bitkisi merak edilerek okunuyor.)

Kanser ve Zencefil

Zencefil bitkisi son zamanlarda kanserle savaşta “destekleyici tedavi olarak” kullanılmaktadır. Dünyada azımsanmayacak sayıdaki bilim adamı zencefilin “kanserle ve buna benzer tehlikeli hastalıklarla” savaşta “destekleyici tedavi olarak” kullanılabileceğini kabul etmektedir.

Rahat uyumayı sağlıyor

Uykusuzluk, kas ağrısı, sabit kusma gibi belirtilerle hasta olan bir kişi, zencefil ve baldan yapılmış çay içerlerse terleme olur, ağrılar azalır, ateş düşer ve derin bir uyku gelir.

Enfeksiyon sonucu oluşan ateşleri düşürmede de ucuz, hazırlanması kolay, güvenli bir ilaç olan zencefil; insanlığa tarihten gelen bir mirastır.

Zencefil mutfakta nelerde kullanılır?

Çorbalara, pilava, sütlü tatlılara, pasta ve keklere, beyaz peynire, vb. katılır.
*Özellikle zayıf ve sinirsel etkilere açık mideler için çok yararlı bir baharat olan zencefil, mide ülseri olanların bile çekinmeden kullanabilecekleri nadir baharatlardandır.

Zencefilin Vücuda Alınma Yöntemleri

1- Zencefil çaylarla birlikte alınabilir özellikle yaş zencefil dilimlenerek fincan içerisine konmuş çayda bekletilir.
2- Toz halindeki zencefil bal ile özenerek alınabilir.zencefil
3- Ayrıca çay, bal, zencefil karışımı da oldukca etkili bir tiryaktır.
4- Bunlardan farklı olarak zencefil “toz olarak” 1 gramlık dozlarla doğrudan alınabilir(özellikle hamilelerde)
5- Zencefilin diğer bir alınma yöntemi de zencefilli yemek, pasta ve tatlılarla olmaktadır.
NOT: Zencefilin yaş ve taze olarak alınması tavsiye edilen bir yöntemdir.

Dozaj ve Yaşlara Göre Kullanım Miktarı Ne olmalıdır?

!!!!Önemli NOT!!!! Zencefil her nekadar mucizevi bir bitki de olsa 1 yaşın altındaki çocuklarda kullanılmamalıdır. Buna çok dikkat edilmelidir.

a-Pediatrik Olarak(2 yaşın üstündeki çocuklarda)

Zencefil 2 yaşın üzerindeki çocuklarda bulantılara karşı, colic ve bağırsak ağrılarına karşı kas ve baş ağrılarında karşı kullanılabilir. 20-25 kg a kadar olan çocuklar bir yetişkine verilecek dozun 3 de 1 i kadar bir doz almalıdırlar. 70 kg ağırlığındaki bir birey yetişkin olarak kabul edilmektedir.
————————————————————
+13 C de, %60 nemde çok soğuk olmayan serin ortamlarda muhafaza edilir.

taze zencefili evinizde saksıda da yetiştirme imkanı vardır. 2 hafta içinde filizlendiğini görebilirsiniz ve her an elinizin altında zencefil olmuş olur. Tekrar kullanıp kök kısmını ekebilirsiniz.

Posted in DOĞAL BESİN FAYDALARI | Leave a Comment »

Anadolu’nun Şifalı Şurubu Pekmez

Posted by helalderman 23 Aralık 2011


Pekmez, Anadolu insanı için önemli bir besindir. Vakti gelince kazanlar kurulur, üzümler, armutlar kaynatılır, kavanoz kavanoz kışlık pekmezler hazırlanır. Demir, kalsiyum ve potasyum açısından zengin olan pekmezi evinizden eksik etmeyin.

Toplumumuzda halsizlikten yakınan ve zayıf kişilere pekmez içirme geleneği vardır. İyi ki de vardır. Şimdi size bu geleneğin arka planını sunalım.

Neyle, Nasıl Yapılır?

Pekmez, ülkemizde daha çok üzümden yapılmakla beraber az da olsa dut, erik, elma, armut ve keçiboynuzundan da yapılır.

Pekmez, meyvelerin şıralarının kaynatılarak koyulaştırılması ile elde edilir. Sonbaharda bağlardan toplanan meyveler ezilerek şırası çıkartılır. Şıranın asitliği kalsiyum karbonattan yana zengin “pekmez toprağı” ile giderilir. Buna kestirme denilir. Kestirilen şıra kaynatılmak suretiyle suyunun bir kısmı buharlaştırılır. Kaynama esnasında şekerin bir kısmı yandığı için rengi koyulaşıp tadı değişir. Tokat Zile’de ise kaynamış pekmeze yoğurt tuzu, yumurta akı ve nişasta katılarak farklı bir tat pekmez elde edilir ki bu bizim “Zile Pekmezi” diye tanıdığımız pekmezdir.

Sıvı pekmezin 100 gramında yaklaşık 25 -35 gram su, 60-70 gram monosakkaritler olarak bilinen basit şekerler, 2.5 -3.5 gram kadar da mineral bulunur. Pekmezdeki basit şekerler sindirim gerekmeden doğrudan kana katıldıkları için enerji sağlarlar. Pekmezin 100 gramı yaklaşık 300 kalorilik enerji verir. Pekmezde bulunan en önemli mineraller demir, kalsiyum ve potasyumdur.

Gerçekten pekmez kan yapar mı?

Demirin yetersiz alınması veya alınan demirin kanda yeterince emilememesi durumunda kansızlık olur. Bu sebeple pekmezin kan yapıcı olarak görülmesi son derece isabetlidir ve bu milletin sağlık alanındaki ferasetidir.

Pekmez kemiklerin gelişimi ve sağlığı için gerekli olan kalsiyum yönünden de zengindir. Pekmezde çok bulunan bir başka mineral de potasyumdur. Potasyum, vücudun su dengesinin sağlanması ve tansiyonun düzenlenmesi için çok gereklidir.

Tahin-pekmez; kahvaltıda mutlaka

Pekmezin tahinle karıştırılmasıyla enerji değeri yüksek olduğu kadar protein de içeren, kan yapıcı ve kemik gelişimini doğrudan destekleyici nitelik taşıyan bir besin elde edilebilir. Bu besin, yani tahin-pekmez özellikle çocuklar, gençler, hamile hanımlar, emzikli hanımlar, ağır işlerde çalışanlar tarafından mutlaka kahvaltılarında tüketilmelidir. Ayrıca pekmezin cevizle karıştırılmasıyla elde edilen sucuk, pestil, köfte gibi ürünler de benzer niteliktedir.

Pekmez ve ceviz kullanılarak helvalar, şekerden yapılan helvalardan daha besleyicidir. Pekmez, ishal vakalarında kaynamış su ve biraz tuz ilave edilerek şerbet yapılıp içilirse bünyenin su kaybını telafi eder.

Bunlara lütfen dikkatt!

Pekmezde bulunan şekerler sindirim organlarından hızla kana geçtiğinden, şeker hastaları için uygun değildir. Ayrıca şeker hastalığına meyilli kişilerin çok miktarda pekmez şurubu içmesi problem oluşturabilir. Ayrıca, sıvı pekmezi asla plastik kaplarda değil mutlaka cam kaplarda saklamalısınız.
zaman

Posted in DOĞAL BESİN FAYDALARI | Leave a Comment »

ET YEMENİN ADABI

Posted by helalderman 17 Kasım 2010



ET VE PATATESİ BERABER TÜKETMEYİN
Her hayvanın genci,erkeği,siyahı ve yağlısının omuz ,sırt ve kemiğe sarılmış eti daha lezzetli olur.her hayvanın sağ yanındaki et sol yanındakine nazaran daha lezizdir.kırmızı koyunun eti siyah koyun eti kadar leziz ,hazmı ise daha kolaydır.beyaz koyunun eti hafif,gri koyunun eti ağırdır.bir yaşındaki siyah,yağlı ve erkek keçinin eti lezzetli ve haiftir.kuzu,oğlak ve buzağı eti en iyi ve en hafifleridir.oğlak eti kuzu etindendaha kolay hazemdilir ve daha az kalıntı bırakır.kurutulmuş etin hazmı ağırdır fakat buzlukta bekletilenden daha iyidir.
gerçekten kırmızı eti hazmedemeyen bir grup insan vardır kan grubu ” A ” olanlar.onların midesi etin hazmını sağlayan asidi okadar az üretirki ,kırmızı eti parçalayamaz.
Türk nifusun büyük çoğunluğu (bilhassa karadeniz, ve ege) kan grubu A dır.işin ilginç yanı karadenizliler içyağını .çok kullanır ama eti fazla sevmez.
sığır etini çok yemek alaca(vitiligo) ,sedef(psoriazis),cüzzam(lepra),fil hastalığı ve daha birçoğuna davetiye çıkarır.
demekki A grubu eti hazmedemez. sadece çürütür.çürümüş et kalıntıları ,kılcal damarları tıkar,kanser,,cüzzam,sedef,alaca,varis ve fil hastalığına davetiye çıkarır.
A grubu olanlar (doğal)tavuk,hindi,keklik,oğlak ve kuzu eti gibi mide asidine daha az ihtiyaç duyan etleri ve balığı tüketebilir.bütün yabani etlerin en güzeli ceylan ve tavşan etidir.tavşan eti idrarı arttırır,bibrek ve mesanedeki taşları parçalar. B ve AB grubu için faydalıdırlarda.
Dana eti insan tabiatına sertlik ,koyun eti ise yumuşaklık verir.Bu tür etleri,midesi çok asit üreten ( O ve B) gurubu kolaylıkla hazmeder.

KURBAN ETİ insan vucudu için mükemmel bir temizleyici niteliğindedir.yiyene ishal yapabilir,ateşi yükselebilir,eklemleri şişirir.Bu kurban etinintesi,riyle oluşan ,iyileşme belirtileridir.kesildikten 3 gün sonra et kurban eti olma özelliğini ve şifasını kaybetmeye başlar.
Et,işitme ,görme duyusunu geliştirir,aklı ve vucudu güçlendirir.
Közde ,fırında pişirilmiş et,kaynatılarak pişirilen etten daha kuru olduğundan beraberinde yeşşilllik tüketmek gerekir.Biber ,defne,ardıç yaprağı,sarımsak,soğan,zencefil,kimyon,, ile pişirilmiş etinşifası daha kuvvetlidir.

ETİ ;
EKMEKLE,DEĞİL YEŞİLLİKLE YEMEK GEREKİR.(bu etin hazmını zorlaştırır)
BİR HAYVANIN ETİ DİĞERİYLE KARIŞMAMALIDIR.
ETLİ YEMEK YAPILACAKSA HAYVANIN YAĞIYLA YAPMAK EN İYİSİDİR,LEZZİZDİRDE.
ET KENDİ YAĞINDAN BAŞKA HAYVANİ VEYA BİTKİSEL YAĞI ÖZÜMSEMEZ.HAYVANSAL YAĞDA ETSİZ ÖZÜMSENEMEZ.

Sosis,salam,pastırma,sucuk gibi işlenmiş et ürünleri iki sebeten yenemz.
1. bu rünlerde farklı farklı hayvan etleri ve yağı karışltırılır.
2. Bütün işlenmiş et ürünlerinde katkı maddesi olarak sodyum nitrit,sodyum sülfit kullanıldığı için.

Hyavanın yağı özellikle, iç yağı ve koyunun kuyruk yğaaı,yemeklerde ve ilaç yapımında,kemikleri ise şifalı çorbalar hazırlanmak için kullanılır.son bahar ve kış mevsiminde et yemek,ilkbahar ve yaz mevsiminde ise sağlık için etten kaçınmak gerekir.Sağlıklı insan haftada 3-5 defa et yiyebilir.Devamlı et yemek, çorbasını içmekse kalbe sıkıntı verir ve kalbi katılaştırır..

Etin cinsiyle beraber hayvanın nasıl kesildiğide önemlidir,Allah adına kesilmelidir..

Elektro şok verilerek kesilen hayvanın eti ölü hayvan gibidir.Bu şekilde kesilen etin zararı şu şekilde anlatılabilir;
mükemmel donanımlı bir şehir düşünün.savunma sistemi çok kuvvetli bir bilgisayarla kontrol ediliyor.binlerce hatta milyonlarca kimyasal,biyolojik ve çeşitli toksinler üretebilen,genetik mutasyona uğratabilen ve aklınıza gelebilecek her türlü silah bu bilgisayara bağlı.bu şehri işgal etmek isteyen akıllı birisi savunma sisteminin merkezi olan bilgisayara ile savunma aletleri arasındaki bağlantıyı keserek şehre zarar vermeden şehri bütün güzellikleriyle alır kullanır.
Ancak akılsız birisi direkt bilgisayarı bombalamaya başlar.bilgisayar bozulur ve buna bağlı silahlar kontrolsüzce şehir halkını ve ve yerleşim yerlerini tahrip eder.Halk zehirlenerek,şişerek,delirerek ölür veya yaralanır,yerleşim yerleride tahrip olur.İşgalcilerin elinde kokuşmuş harap olmuş,sağlığı tehtid eden leş dolu bir şehir kalır.
Bu misalde bilgisayarın bağlantısını kesenler doğru davranırlar;yani beyne giden ana damarı ve sinir bağlantısını kesmek suretiyle hayvanın kanını akıtanlardır.Bu durumda beyin bi anda kansız kalarak bayılır ve hiçbir tepki vermez.Fakat bütün kan dışarı atılana dek kalp çalışmaya devam eder ve böylece eti kanda dolaşan ve eti zehirleyen tüm maddelerden temizlenir.
Elektro şok ise hayvanın kalbini durdurur ve korkunç bir aritmiye uğratır,fakat beyin çalışmaya devam eder ve bedeni savunmak için yüksek miktarda farklı hormon üretir.kan hareketsiz olduğu için içinde bulunan toksinleri,hormonları,atıkları,mikropları,kokuşmuş gazları kemiklerde ve eklemlerde bırakır ve etlere sızdırır.etde leş sıfatına birinir….
Domuz etini ise alalh insanlara haram kılmıştır,bilim adamlarının araştırmasına göre hiçbir insan topluluğunda domuz eti için hazır sindirim sistemi olmadığı ortaya çıkmıştır.
Her hayvanın sistemi her birine özel olarak verilen rızka uygun yaratılmıştır.Bu sebebten ötürü hayvanlar sadece olara özel rızıkları hazmedebilirler.Doğal beslenen hayvan sağlıklıdır,onun eti,yağkemikleri temizdir.Fakat çağımızda hayvanlar fabrikalarda hazırlanan hormon,antibiyotik,gm bakteriler ile üretilmiş protein,vitamin, ve diğer GM bazlı katkı maddeleri içeren yemler ve geneditiği değişmiş ürünlerle beslenmektedir.Hatta yem olarak,bayat ve bozu karışık yemek artıkları,tarihi geçmiş cips bisküvi ,şeker ve markett artıkları toplanarak verilmektedir.Neticede insan gibi hastalanan hayvan ,tıpkı insanlar gibi ağır ilaçlarıda kullanmaya başlar.Ve bu hayvanın etive kemikleri yukarıdaki faydalardan eksik kalır hatta sağlık için tehlike oluşturur.
Bu nedenle et alırken,özellikle kemik yağ,karaciğer,böbrek ve beyin tercih ederken bunlardan henüz etkilenmemiş genç hayvanın etini almayı tercih etsinler.
2007 yılı baharında ilk defa klonlanmış hayvanların eti sütü ABD de marketlerde yerini almıştır.Bu hayvanların eti ,sütü uzun zamandan beri bazı üçüncü dünya ülkelerinde ucuz ürün olarak satılmaktaydı.Klonlanmış inek,domuz ve keçiler konusunda yetkililerin savunduğu tez,bu hayvanlardan üretilen etin normal etlerle aynı kalitede olduğudur.Buda etin market raflarında yer almasının sakıncası yok demektir.ÜStelik bilim adamları ürünlerin ambalajlarında hangi yolla üretildiğinin etiketinin olmasınada gerek olmadığını düşünüyor.
Klonlanmış hayvanlar üzerine çalışan bilim adamları yıllardan beri renklendirici,aroma,tadlandırıcı,et yerine soya kıyması gibi yapay gıda tüketmeye alıştıklarını,ve insanlara hiçbir zarar vermediğinizde iddia ediyor.Fakat sonuçları tam araştırılmadığı için bu ürünlerin vereceği maddi zarar belli değildir.
nisa suresi 118-119 ayetinde anlatıldığı usulle yetiştirilen hayvanların eti ve sütü muhakkak haramdır…

nisa -118:ki onu Allah şöyle dediği için lanetlemiştir: “Senin kullarından kendi istediğimi mutlaka alacağım,
nisa -119:onları saptıracağım ve boş hevesler, özlemler ile dolduracağım; ben onlara emredeceğim, onlar da (putperestçe bir kurban adeti olarak) deve(lerin) kulaklarını kesecekler; ve ben onlara emredeceğim, onlar Allahın mahlukatını ifsad edecekler!” Ama Allahı bırakıp Şeytanı kendilerine rehber edinenler, kesinlikle ziyana uğrarlar.
GERÇEK TIP

Posted in DOĞAL BESİN FAYDALARI | 3 Comments »

KARADUT ŞURUBU- ODUN ATEŞİNDE ŞEKERSİZ VE KATKISIZ

Posted by helalderman 13 Ekim 2010


şekersiz olarak kara dutun odun ateşinde kaynatılmasıyla elde edilmiştir.konsantre haldedir ve suyla açtırarak kullanılır.cam kavanozlarda gönderilmektedir.
fiyatı : 9 TL ‘dir

Karadut meyvesinin içeriğinde çok güçlü antioksidanlar bulunmaktadır. Bu güçlü antioksidanlar vücudumuzdaki serbest radikalleri etkisiz hale getirmek suretiyle bağışıklık sistemimizi güçlendirir. İçeriğinde bulunan flavonoidler nedeniyle ise kalbimizi korur aynı zamanda da yaşlanmamızı geciktiren etkisi vardır.

Karadut bitkisi böceklenmeyen tek organik bitki çeşididir. İçeriğinde Betakaroten bulunur. Ancak karadutun mevsimi çok çabuk geçtiğinden en bol olduğu zamanlarda kaynatarak şurubunu yapabilirsiniz ve bu karadut şurubunu derin dondurucuda muhafaza edebilirsiniz. Sağlık ve gençlik kaynağı olan bu şurubu kanserden korunmak için mutlaka tüketmelisiniz.

Karadut nelere faydalıdır?

* Halsizliği, aşırı yorgunluğu giderir
* Ağız ve boğaz enfeksiyonlarına tavsiye edilir
* Kanı temizler anemi hastalarına tavsiye edilir
* Kan basıncını düşürür
* Sindirim sistemi kronik hastalığına faydalı
* Mide salgılarını arttırır
* Sindirimi sistemini düzenler
* Saçların ve dişlerin güçlenmesini sağlar
* Kronik gastrit ve hepatit tedavisinde kullanılabilir
* Uykusuzluğa iyi gelir

Prof. Dr. Erkan Topuz

Havran Ayrancı mesire alanında Ercan Dönmez isimli vatandaş tarafından üretilip, satışa hazır hale getirilen Karadut Suyu’nun psikoterapi özelliği olduğu ortaya çıktı. insanların stres içinde bulunduğu gelişen ve değişen teknolojik çağımızda rahatlatıcı,stres ve sıkıntıya bire bir gelen karadut suyunun psikoterapi özelliği yanında her derde deva olması ile biliniyor.
Karadut suyu üreticisi Ercan Dönmez yaptığı açıklamada ‘’ Karadut Suyu içenler pamuk gibi olur. Tüm kas ve adaleleri gevşeten bu içecek, uykusuzluk, huzursuzluk, panik atak ve aşırı stresi olan kişilerde bir müddet kullanılması ile eski sağlığına kavuşurlar. Özellikler diş eti rahatsızlığı olanlar, ağız içinde bir türlü geçmek bilmeyen yara olan kişiler yine karadut suyu sayesinde iyileştiğini görüyoruz. Hiçbir rahatsızlığı olmayanda keyif yapmak için içebilir. Çünkü Karadut Suyunun damak tadı keyif yapmaya değer. özellikle organik meyve yemek isteyenler Kara Dut tercih etmeleri en uygun olanıdır. Çünkü Kara Dut, böceklenmeyen, parazit yapmayan tek meyve olduğu için hiçbir dut ağacı zararlılara karşı ilaçlanmaz. Dut mevsimi çok kısa sürdüğü için, biz bunların şurubunu yaparak saklanmasını sağlıyoruz. Karadut şurubu oda sıcaklığında bile 1 yıla yakın tazeliğini korur. Bunun nedeni nedeni Karadutun kendisinin tamamen organik olması, ve içinde bakteri savar özelliğinin olmasından kaynaklanmaktadır. Stressiz bir hayat için her gün bir bardak karadut suyu tavsiye ediyoruz.

Posted in DOĞAL BESİN FAYDALARI, FAYDALI BESİNLER | Leave a Comment »

odun ateşinde nar ekşisi ve faydaları

Posted by helalderman 13 Ekim 2010


Narın en önemli özelliklerinden biri de genel damar sağlığını, özellikle de kalbi koruması. Damar tıkanıklıklarını geriletme özelliği bulunan nar, ‘ACE’ denilen enzimi engelleyerek tansiyon düşürücü bir etki de yapıyor. Nar birçok özellikleriyle bazı meyveleri de geride bırakıyor. Örneğin narda 10 bardak yeşil çaya ve 4 bardak kızılcık suyuna eşdeğer antioksidan madde bulunuyor.

Tüm bu özellikleriyle adeta bir ‘ilaç’ ve doğal antibiyotik görünümünde olan nar, sofralardan kesinlikle eksik edilmemesi gereken meyveler arasında yer alıyor. Nar suyu ayrıca damar sertliğine karşı güçlü etkisi bulunan bir içecek olarak karşımıza çıkıyor.

Nar suyunun sadece tanelerinden değil, tüm meyveden üretilmesi, bu içeceğin antioksidan etkisinin daha da artmasına neden oluyor. Zira bu önemli meyvenin kabuğu alkaloit, tanen ve glikozitler içeriyor.
Doğan, şu bilgileri verdi: “Hayvan deneylerinde, nar suyuyla beslenme sonrasında damar plakları ve tıkanıklıkları yüzde 44 geriledi. İnsanlar üzerinde yapılan bir araştırma ise 2 hafta boyunca günde 50 ml nar suyunun, tansiyonu artıran enzimi yüzde 36 düşürdüğünü gösterdi. Bu sayede tansiyon yüzde 5 düşürüldü.”
Beslenmede yer almalı

Beslenmede mutlaka yer alması gereken nar, aynı zamanda güçlü bir antioksidan özelliği taşıyor. Yapılan araştırmalara göre narda, serbest radikallere karşı güçlü etkisi olan çeşitli vitamin, mineral, enzim ve antioksidanlar bulunuyor.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Gürsel Doğan, “serbest radikallerle en iyi mücadele yolu bu antioksidanları tanımak ve dışarıdan doğru besinleri seçerek bunların etkinliğini en üst düzeyde tutmaktır” dedi.

Doğan, “bugün için bilinen en güçlü antioksidanlar; C ve E vitaminleri, glutatyon, lutein, N-Acetylcystein, keratonoidler, flavonoidler, koenzim Q-10, alfa lipoik asit ve selenyumdur. Nar suyu da doğal antioksidanlardan biridir” açıklamasında da bulundu.

Narın bilinen bazı faydaları:

• Tansiyonumuzu olumlu bir şekilde düzenler
• Kalbimizi korur düzenli çalışmasına destek olur
• Enfeksiyona karşı vücut direncini korur ve artırır
• Enerji verir, yorgunluğu giderir
• İdrar söktürücü etkisiyle toksin atılımını sağlar
• Bağışıklık sistemini güçlendirir hastalıklara karşı korur
• Kolesterol ve kan şekerimizi regüle eder artmasını engeller
• Bağırsak parazitlerinin düşmanıdır, iyi bakterilerin artmasını sağlar
• İshali (diare) önler, tedavide destek sağlar
• Ciltte olumlu katkısı vardır, pürüzsüz görünüm sağlar
• Cilt enfeksiyonlarında olumlu katkısı vardır

Beslenme ve Diyet Uzmanı Gürsel Doğan
Amerika’nın güney muftağında şekerli bir baharat karışımıyla ovulduktan sonra dumanda pişirilen etler önemli bir yer tutar. Deneysel aşçılar tarafından bu baharat karışımına nar ekşisi eklenmektedir.kısır çiğ köfte,yaprak sarması zeytinin uzerine kekikle , sogan salatasi yaparken ayri bir lezzet verir.tavuk kizartirken soya sosuyla birlikte bir miktar eklenmesi tavsiye olunur.közde soğan sosu yapmak için zeytinyagi icine katilip kekik ve biber taneleri ile masanin ortasina konulan ve yaninda cesit cesit ekmekle ikram edilen istah acici,
Nar ekşisinin insan sağlığına olan faydalarını saymakla bitirmek mümkün değil. Adeta bir `ilaç`, hatta antibiyotik

Posted in DOĞAL ÜRÜN NEDİR!, DOĞAL BESİN FAYDALARI | Leave a Comment »

Durun, ekmeği kesmeyin!

Posted by helalderman 15 Haziran 2010



Ne zaman diyete başlasak öncelikle ekmeği keseriz! Oysa ekmek gerçekte ”masum” bir besindir. Ekmeğin şişmanlatıcı olduğuna dair kanılar tümüyle geçersizdir. Yağ oranının düşük olması ve insanı tok tutması nedeniyle ekmek diyetlerde rahatlıkla tüketilebilir; yeter ki ölçü aşılmasın…

Ekmek, çocukluktan yetişkinliğe her dönemde bireylerin günlük beslenmesinde yer alan önemli bir besin maddesidir. Bu nedenledir ki günümüzde sadece ülkemizde değil, dünyanın her yerinde en çok üretilen ve tüketilen yiyecek haline gelmiştir.

Hayatımızda büyük bir yeri olan ekmekle ilgili olarak merak edilen pek çok konu ve bunlara paralel olarak bize gelen birçok da fax var.

En çok sorulan soru: ”Ekmek şişmanlatır mı?” Bunu şu sorular takip ediyor: ”İnsan vücudunun gerçekten ekmeğe ihtiyacı var mı?”, ”Hangi ekmek çeşidi daha faydalı?”

Tüm bu soruların cevabını vermek üzere, önce ekmeği tanıyalım. İlk kez günümüzden yaklaşık 12 asır önce yapılmış olduğu sanılan ekmek; başta buğday, mısır (darı), arpa, çavdar ve soya gibi çeşitli tahıllardan elde edilen unun hamur haline getirilip mayalanması ve pişirilmesiyle elde edilir. Karbonhidratlar zengin bir besindir ve vücuda enerji sağlar. Ayrıca bir miktar (% 68) protein ve vücut açısından son derece önemli vitaminlerin kaynağıdır. İnsan vücudunun günlük alması gereken enerjinin yaklaşık % 55’inin karbonhidratlardan sağlanması gerekir. Ekmek, bu ihtiyacı karşılamada çok önemli bir rol oynar.

Şimdi ekmekle ilgili olarak en çok sorulan sorunun cevabını verelim. Sorumuz, ”ekmek şişmanlatır mı?”, cevabımız ”Hayır şişmanlatmaz.” Demek ki bunca zamandır zayıflamaya çalışan çoğu kişinin diyete başlayınca günlük beslenmesinden ilk etapta çıkardığı ”ekmek”, sanıldığı gibi suçlu bir besin değildir. Ekmeğin şişmanlatıcı olduğuyla ilgili yaygın kanının bir geçerliliği yok.

İkinci sorumuz ‘insan vücudunun gerçekten ekmeğe ihtiyacı var mı?’ Elbette ekmek diyetteki tek karbonhidrat kaynağımız değil; sebze ve meyveler de bize karbonhidrat ve vitamin, mineral sağlayan önemli iki besin gurubu. Ancak Türk halkı günlük karbonhidrat ihtiyacının ancak 1/4’ünü bu besinlerden alıyor. Kalan kısmını ise ekmek ve ekmek grubundaki gıdalardan karşılıyor. Bu sebeple ikinci sorunun cevabı: ”Evet ekmeğe gerçekten ihtiyacımız var.”

Tahıllar ve meyvelerin içerdiği vitaminler farklıdır. Bazı B vitaminlerini sadece ekmekten ve tahıllardan alabiliriz. Unutmayın, karbonhidratsız beslenme şekli insanı güçsüz ve mutsuz yapar. Sonuç depresyona kadar gidebilir.

Ekmeğin karbonhidrat ihtiyacımızı karşılamamız açısından ne kadar önemli olduğunu artık biliyoruz. Ancak karbonhidrat ihtiyacınızı karşılamanın dışında bir çok sebeple de günlük beslenmemizde ekmeğe yer vermeliyiz:

- Ekmek; doyurucudur

- Komplex karbonhidrat içerir

- Yağ oranı düşüktür

- Vitamin kaynağıdır.

Doyurucu etkisini hepimiz biliyoruz, hatta bir çoğumuz ekmek yemeden doymadığımız ifade ederiz.

Komplex karbonhidrat olmasının anlamı ise şu: Kan şekerini yavaş yavaş yükseltir (meyvelerle kıyaslandığında). Böylece kan şekeri dengesinin korunmasına da yardımcı olur.

Yağ oranı düşüktür: Günümüzde obeziteye (şişmanlığa) en fazla yol açan besinin yağ ve yağlı gıdalar olduğu bilinmektedir. Bu sebeple diyetimizde öncelikli olarak ekmeği değil, yağlı gıdaları daha az tüketmeliyiz.

Vitamin kaynağı; B1, B6, Niasin gibi vücudumuz açısından son derece önemli vitaminleri sağlar.

Üçüncü ve son sorumuzun cevabını vermeden önce ”kimlerin ne kadar ekmek tüketmesi gerektiği”, yaş, cinsiyet, yaşam biçimi, meslek ve günlük aktivite düzeyine göre farklılık gösterse de aşağıdaki gibi ortalama miktarlar verilebildiğini hatırlatalım.

Üçüncü sorumuz ”hangi ekmek çeşidi daha faydalı” şeklindeydi.

Bu soruya cevap verebilmek için tek tek ekmek çeşitlerine bakalım ve hangi ekmeğin kimler için daha faydalı olduğunu görelim.

Tam Buğday ekmeği:
* Kepeği ayrılmamış ekmektir. Tam buğday unundan yapılan ekmeğin; * İçerdiği biyoaktif bileşenler nedeni ile besleyici değeri daha yüksektir.
* Bazı B grubu vitaminler, mineraller ve posa için iyi bir kaynaktır.
* Barsak fonksiyonlarının düzenlenmesinde, kan lipitlerinin kontrolünde, diyabette kan şekerinin kontrolünde önemli katkılar sağlamaktadır.

· Beyaz ekmek daha az enerji verirken daha fazla tokluk sağlarlar, böylece günlük alınan enerji miktarını ve obezite oluşma riskini azaltırlar.

· Bazı kanser türleri, kalp-damar hastalıkları, yüksek tansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıkların riskini azaltmaya yardımcıdır.

· Lif içeriklerinden dolayı kan şekeri dalgalanmalarını ve insülin düzeylerindeki yükselmeyi önleyerek, açlık duygusunun azalmasında etkili olabilmektedir.

· Ayrıca tam tahıl ürünleriyle alınan magnezyum glikoz kullanımını olumlu yönde etkilemekte bunlarda bulunan E vitamini ve diğer antioksidanlar metabolik sendromun önlenmesine katkıda bulunmaktadırlar. .

Mısır (darı) ekmeği: ”Çölyak” adı verilen gluten enteropatisi hastalığında tüketebilecek tek ekmektir.Karadeniz İklimini çok seven ve bu bölgede bolca yetişen Mısırda, Glikoz ve Maltoz gibi Doğal Şekerler, Sabit Yağlar, Reçine ve çok miktarda Potasyum Tuzları bulunuyor.

– Bunlardan başka; A, B1, B2, B3, B5, B6, C ve K Vitaminleri, Protein, Kalsiyum, Demir ve Fosfor gibi bedene güç veren birçok değer de var Mısırda.
-İdrar söktürücü ve İdrar Yollarını temizleyici özelliği de bulunan Mısırın aynı zamanda bedene hararet verici özelliği de var.
-Bol miktarda Nişasta da bulunan ve Çok faydalı bir besin olan Mısırın 100 Gramında 478 Kalori bulunuyor. Bundan dolayı da hazmı biraz zor ve Salgı Bezlerine baskı yapabilir.
-Mısırın Nişastalı ve Lifli olması beden sağlığı için çok faydalı. Lif eksikliği bedende bazı rahatsızlıklar oluşturabilir.
– Kabızlık, Hemoroit, Varis, Diyabet ve Kanser gibi rahatsızlıklar bunlardan bazılarıdır.
– Besinlerde bulunan Lifler bedenin Sindirim Hızını düzenler ve Glikoz Emilimini yavaşlatır. Lifler dışkının miktarını artırarak dışkıyı yumuşatır ve Kabızlığı önler.
-Ayrıca Lifler atık maddelerin Kalın Bağırsakta kalmasını önlediği için Kanser riskini de azaltır.

arpa ekmeği:
*kepeği ayrılmamış ve diğer unlarla karıştırılarak yapılmış ekmektir.çorbasıda yapılabilir ,şeker hastaları tüketebilir.
* Bol miktarda Protein, B1, B3, B6 vitaminleri içerdiğinden çok besleyicidir.
*Demir, magnezyum, selenyum, potasyum, fosfor ve manganez içerir. Kansızlığa karşı çok etkilidir.
* Kronik kabızlık çekenlere faydalıdır.
* Bağırsakları yumuşatır ve sindirim sisteminin düzgün çalışmasını sağlar.
*İdrar söktürücü özelliği ile idrar yollarını ve idrar yollarındaki iltihapları temizler.
* Arpa ekmegi ve arpa çorbası şeker hastaları için çok faydalıdır.
* Dil iltihaplarına karşı da yararlıdır.
* Kalbi kevvetlendirir.
* Düşük tansiyonu olanlara çok faydalodor, tansiyonu yükseltir.
* Kemikleri güçlendirir.
* Böbrek taşlarını ve kumlarını dökmeye yardımcı olur.
* Tuzlu Arpa lapası, kireçlemelere ve eklem ağrılarına çok iyi gelir.
* Romatizmaya faydalıdır.
* Arpa, sirke ile kaynatıldığında, uyuz, egzama gibi kaşıntılı deri hastalıklarına sürülürse faydalı olur.
* Prostat büyümesini önler.
* Baş ve boğaz ağrılarını dindirir.
* Siyatik ağrılarını dindirir.
-ENDER SARAÇTAN KABZILIK İÇİN ARPA ÇORBASI : 1 adet orta boy kabak, 1 avuç avuç haşlanmış arpa, oğan,pul biber, limon, tuz, domates suyu, 2-3 çrba kaşığı zeytinyağ. Bütün malzemelerle sebze çorbası yapıp için. Arkasından 30 dak sonra, 1 fincan rezene çeyı için.
Çavdar Ekmeği:
-Damar sertliğinde, damar hastalıklarında, tansiyon yüksek­liğinde, kanı sulandırmak için kullanılır.
-Kanı sulandırır, kuvvet verir yapıcı ve damar sertliğine karşı koyma hassası vardır.
-Karbonhidratlar, azotlu maddeler, minerallerden demir ve kalsyum bulunur.
-Düşük tansiyonu olanlarda ve kalsiyum ihtiyacı fazla olan kişilerde kullanılmalıdır. İyi bir niasin kaynağı olması sebebiyle de diabet (şeker hastalığı), hipertroidizm ve sporcularda tercih edilmelidir.
-Çavdar unundan yapılan ekmek yenildiğinde yumuşak bir müshil olarak faydalıdır. Çavdar kaynatılıp suyu içildiğinde saraya, boğaz ağrı ve şişliğine faydalıdır, gözün görme gücünü artırır.
-Çavdar kanı durultur, kan dolaşımı bozukluğunda faydalıdır, kan kesicidir, kalp rahatsızlığı, damar sertliği ve tansiyonu olanlara çok faydalıdır, damarları yumuşatır, tansiyonu düşürür, kollestrolde faydalıdır, kireçlenmelerde kullanılır. Pekliği gidermek için ve umumi olarak
*Kullanılışı: 1 kilo suya, 1 kaşık ezilmiş çavdar konur, 10 dk kaynatılır. Soğuyunca süzülür, su yerine içilir. 1 günde tüketilir.
*Haricen Kullanılışı: Kaynatılan suyu ile göze kompres yapıldığında gözün görme gücünü artırır. Şişlikler, çıban ve iltihaplarda, arpacıkta, yıkama veya kompres şeklinde kullanılır. Tırnak mantarında çavdar unu hamur haline getirilir, tırnağın üzerine sarılır.
YULAF EKMEĞİNİN FAYDALARI
1. Yulaf ekmeği,Kolon kanserini önlemede en etkili doğal besin maddesi olup diyet listelerinin başında yer alır.
2. Her gün düzenli olarak Yulaf ekmeği yenildiğinde,Kolesterol seviyesinin düştüğü gözlenmiştir.
3. İçerdiği diyet lif ve protein ile vücuda enerji depolarken,verdiği tokluk hissi sayesinde fazla yemek yemeği engeller ve kilo artışının önünü keser.
4. Kan basıncı düzensizliklerini ve kalp rahatsızlıkları tedavilerinde destek olarak kullanılan Yulaf,odaklanma bozukluğu,isteksizlik ve uykusuzluk halleri tedavisine de yardımcı olur.
5. Kandaki ürik asit miktarını azaltarak,Romatizma ve Gut hastalıkları tedavilerine yardımcı olur.
6. Vücudu ağır metallerden(zehirli kurşun,kadmiyum,krom vb.) temizler.
7. Yulaf ayrıca her besin maddesinde bulunmayan,bir antioksidan türü olan ve E vitamininin bileşkesine benzeyen Tokotrienolleri içerir.NASIL KULLANILIR?
Ekmek yapılır bir litre suya 30 gram çavdar kaynatılır, bu su yumuşaklık vermek için kabız olanlara içirilir.
Çavdar ekmeği yiyen halk arasında kalb ve damar hasta­lıkları az veya hiç görülmemiştir.

Görüldüğü gibi özellikle esmer ekmek tüketimi genelde daha faydalı görünmektedir. Esmer ekmek yüksek lif ve buğday özündeki değerli vitaminleri içerdiği için pek çok hastalık durumunda tercih edilmelidir. Kişi, yukarıdaki bilgiler ışığında kendisine en uygun ekmeği seçebilir.

Son olarak ekmeğin günlük beslenmemizde yer alması gerektiğini unutmadan süt yoğurt sebze meyve ve et grubundaki diğer gıdalarla birlikte ve bir denge içinde tüketilmesi gerektiğini hatırlatmak istiyorum.

Posted in DOĞAL BESİN FAYDALARI | Leave a Comment »

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.