helalderman

YEDİKLERİN KADAR DOĞALSIN…

ÇOCUĞUMU AŞILATMALI MIYIM?

Posted by helalderman 17 Haziran 2010


Dünya Sağlık Örgütü tarafından iyi beslenmeyen çocuklar üzerinde bir araştırma yapıldı. Bu araştırmaya göre kızamık geçirmeye yatkın bir grup çocuk ele alındı, gurubun yarısına kızamık aşısı yapıldı yarısına ise aşı yapılmadı. Bu araştırmaya göre kızamık aşısı yapılmayan grubun %2.4 kızamığa yakalanırken, kızamık aşısı yapılan grubun %33.5 i kızamık hastalığına yakalandı.

1975 yılında Japonya bebek aşılama yaşını 2 yaşına çıkardı. Sonuç olarak SIDS (Ani Bebek Ölüm Sendromu veya Beşik Ölümü) ve bebek havalesi gözle görülür bir şekilde azaldı. 1983 Japonya bebek aşılama yaşı yeniden 3 aya indirdi bunun uzerine bu hastalıkların oranı eski seviyesine geri döndü.

Avusturalya da bir grup gönüllüye kızamıkçık aşısı yapıldı ve bu gönüllülerin hepsinin vücutları beklenilen bağışıklığı üretti. Ancak ileriki dönemlerde bu gönüllüler kızamıkçık hastalığı ile karşılaşınca bunların %80’i kızamıkçık hastalığına yakalandı.

Amerika Birleşik Devletleri Milli Çocukluk Çağı Aşı Hasarları Yönergesine göre (1986 yılında kabul edildi) eğer aşının zararlı etkileri 4 saat içinde görülürse kişi tazminata hak kazanmıştır. Son derece sert kısıtlamaları olmasına rağmen 28 Şubat 1998 tarihi itibari ile tazminat ödemeleri 871.800.000 doları buldu. Bu rakam endişe verici, çünkü her 4 davacıdan 1 i bu tazminata hak kazandı.

Bazı araştırmacılara göre canlı viral aşıların kullanımı yabancı genetik maddelerin insan vücuduna girmesine sebep oldu. Bu nedenle geçen yıllarda olağan dışı bir şekilde otoimmün hastalıklarda artış görüldü. (multipl skleroz, romatoid eklem iltihabı, lupus, kanser, crohn hastalığı, astım vb.)

Yukarıdaki gerçekler aşılamanın değişik yönlerinin altını çizmektedir; tesirlilik, ters etkiler ve uzun süreli sonuçlar. Bu durumda şu sorular akla geliyor; neden insanlar bu deliller ışığında uyarılmadılar ve neden aşılama çocuklarımızın sağlığı için çok gerekli ve pozitif bir olgu olarak sunuldu.

Yeni doğmuş bir çocuk annesi olarak, bebek ve çocukluk dönemi aşılamanın yararları ve bu prosedürün gerekli olup olmadığı konusu, benim için çok önemli. Bu nedenle aşılama konusundaki bu araştırma 4 ay sürdü.

Aşılar Gerçekten İşe Yarıyorlar mı?

Bu konuyu araştırırken, birçok klinik araştırmaların ve tarihsel verilerin aşıların güvenlik ve etkinliği olgusunu çürüttüğünü hayretle keşfettim. Malesef, aşılar hakkında bu propaganda kampanyası çok geniş olduğundan birçoğumuz bu aşıların ciddi çocukluk dönemi hastalıklarını kökünden halledeceğini düşünmektedir. Gerçekte, eğer Lancet, WHO ve UNICEF’in verilerine bakılacak olursa bu tamamen değişik bir yön göstermektedir.

1800 den günümüze kadar mevcut bir çok hastalık, daha aşılar bulunmadan önce hijyenik çevre şartlarının düzeltilmesiyle kontrol altına alınmış, yayılması bulaşması engellenmiştir. Temel olarak, insanların genel sağlığı ve bağışıklık sistemleri iyileşti ve hasta olmadılar. Doktor W.J. McCormick in söylemine göre 1950’de (kızamık, kabakulak, kızıl ve ateşli romatizma hastalıklarının aşısı bulunmadan önce);

“Difteri, boğmaca ve tifo vakalarında görülen azalma, bu hastalıklara karşı geliştirilen aşılamanın başlamasından 50 yıl öncesine rastlamaktadır. Bu kontrol ölçülerinin adaptasyonundan sonraki döneme bakıldığında aşılama öncesi ve sonrası dönemde bir fark olmadığı görülmüştür. Kızamık, kabakulak, kızıl ve ateşli romatizma vakaları için geliştirilen kontrol ölçülerinde belirgin bir gelişme olmamasına rağmen bu hastalıklarda aynı azalmayı göstermişlerdir.”

Ek olarak, bulaşıcı hastalık patlaması görülen bölgelerde dünya çapında yapılan bir araştırmaya göre (kızamık, çocuk felci, kızamıkçık, çiçek hastalığı) aşılanmış ve aşılanmamış insanlarda bu hastalıklara aynı oranda rastlandı bazı durumlarda aşılanmış insanlar daha çabuk ve uzun süreli hasta oldular. Örnek olarak:

1961’de Amerika Birleşik Devletlerinin Massachusetts eyelatinde tip II çocuk felci hastalığı patlaması ile karşılaşıldı. 3 kez aşılanmış insanlarda aşılanmamış insanlara göre felce daha çok rastlanıldı.

1976 yılında Dr. G.T. Stewart’ın İngiliz Tıp Dergisinde yayınlanan raporuna göre 8092 boğmaca vakasının %36 sı (2940) tamamen aşılılarda ortaya çıkarken, sadece %30 oranında (2424) aşısız kişide boğmaca hastalığı meydana geldi.

1973’te Brüksel deki çevre konferansında konuşan Profesör George Dick’e göre İngiliz halkının %75 i çiçek hastalığına karşı aşılandı. Ayrıca çocukların %40 ıda aşılandı. Sonuçlara göre aşılanan insanlarda hastalığa yakalanma riski gozle görülür bir şekilde artı.

Eğer aşılama bu yaygın hastalıkların azalmasında rol oynamıyorsa ve aşılanmış çocuklar, aşılanmamış çocuklardan daha fazla riske sahipse, neden aşılama çocuklarımızın sağlığını korumada bir araç olarak sunuluyor. Aşılama yanlısı guruplar tarihsel verileri sunarken neden içeriğini değiştiriyorlar. Örnek olarak, Tayland da yapılan geniş çaplı bir aşılama operasyonunda;

“Aşılama kapsamı 1984 yılında %6 dan 1988 yılında %63 e çıkarıldı. Bunun sayesinde kızamık hastalığı 1984 yılında 93.7/100.000 kişi iken 1986 yılında 37.1/100.000 kisiye düştü.”

Bununla birlikte, 1987 yılında 87.1/100.000 kişinin ve 1988 yılında 59.1/100.000 kişinin kızamık hastalığına yakalandığı raporun dışında tutulmuştur. Aslında 1982 yılında kızamık aşısı yapılmamış guruptan, 57.1/100.000 oranında hastalığa yakalanma saptanmıştır. Bu oran ayrıca 1988 yılındaki orandan daha düşüktür ve bu yılda aşılama yapılmıştır.

Aşılamanın bulaşıcı hastalıklara karşı bir engel olmaması ve aşılanan çocukların bu hastalıklara yakalanma riskinin artığı görülmüştür, Ayrıca aşılamanın ters etkileri ve uzun süreli sonuçları düşünülmelidir.

Aşılamanın Erken Dönem Yan Etkileri

Aşıların erken dönem etkileri aşağıda sıralanmıştır;

Encephalopathy (geri dönüşümsüz beyin hasarı ), ataxia (sarhoş yürüyüş), zihinsel gerilik, aseptik menejit (beyin veya omurilik hücre duvarlarında yanma), epilepsi hastalığı, hemiparesis (yarım felç ), retinopathy ve körlük, hiperaktivite , anaflaksi , bebeklerde yüksek sesli ve uzun süreli ağlama (encephalitic), öğrenme bozukluğu, saman nezlesi , astım, ani bebek olümü (SIDS), Brakial pleksus nevraljisi (kollar, eller ve omuzları hareket ettiren sinir hücrelerindeki bir hastalık) ve karın ağrısı. İkincil komplikasyonları şeker hastalığı, Reye sendromu ve multipl skleroz hastalıklarını içermektedir.

Maalesef, aşılamanın gerçek zarar verici, yan etki reaksiyonlarını tespit etmek imkânsız. Örneğin, Bir İngiliz hükümet raporunun iddiasına göre DPT (difteri çocuk felci tetanos) aşısının kalıcı nörolojik zararı 300.000 de 1 kişi olarak belirtilmektedir. Oysa başka araştırmacılar bu seviyenin 62.000 de 1 kişiden 300 de 1 kişiye kadar çıkabileceğine inanmaktadırlar. Coulter ve Fisher tarafindan yapılan bir araştırmaya göre Amerika Birleşik Devletlerinde 3.3 milyon çocuğa DPT aşısı uygulanmış ve 48 saat içerisinde bu aşıyı alan 33.006 çocuk ta ciddi nörolojik reaksiyonlar olmuştur. (ansefalit, havale geçirme, bayılma)

Aşılama taraftarı gruplar bu ciddi problemleri sunarken, bu sorunların gerçek ve ciddi olmasına rağmen, bu problemlerin seyrek olduğunu belirtmektedirler. Örnek olarak;

“Aileler aşılamanın bu seyrek görülen fakat ciddi bir yan etkisi olan alerjik reaksiyon ve sara nöbetlerine karşı bilgilendirilmelidir. Aşıyı tavsiye eden her doktor bu immünolojik maddelerin reaksiyonlarını bilmek zorundadır. Eğer bu ciddi sorunlarla karşılaşılırsa ve hukuksal yola başvurulursa buna karsı en iyi korunma yöntemi, aşılamanın bu etkileri hakkında aileye ayrıntılı bilgi verildiği ve bu kararın karşılıklı olarak alındığı belirtilmelidir.”

Bununla birlikte, aşılama sonucu oluşan sakatlıkların sıklığı ve tekrar oranı hakkında bir bilimsel delil yoktur. Sonuç olarak, bu reaksiyonların olağan dışı olduğu veya istatistiksel olarak belirgin olduğu konusunda bir bilgi edinilememektedir. Yukarıda belirtilen makalede olduğu gibi, bu tip makalelerden aşılamayla beraber oluşan bu seyrek reaksiyonların sıklığı konusunda bir bilgi edinilememektedir. American Bakteril Aşıları ve Toxoidlerinin Tenkiti Panelinin 15. Toplantısında aşağıdaki kanıya varıldı;

“Birçok doktor aşıların reaksiyonların bildirilmesi konusunda pek hassas değiller veya aşıların özelliklerinden pek haberdar değiller. İlave olarak, hekimler ve aşıları üreten bu firmalar yan etkiler sonucu zarar gören hastalara karşı sorumludurlar. Bütün bu faktörler üst üste eklendiğinde görülmüştür ki aşılama sonucu oluşabilecek zararların tespiti çok zordur.”

Bu nedenle, aşıların yan etkilerinin ve aşıların çocuklarda görülen zararlı etkilerinin çok yüksek olduğu ancak tıp ve eczacılar toplumunun sundukları bilgilerin bununla uyuşmadığından şüphelenilmektedir. Buna ek olarak çocukları kalıcı olarak aşılardan zarar görmüş anneler aşı risk derneği kurmuştur. 1967 de Batı Almanya da çiçek aşısı yapılan çocukların 3296 sının kulakları zarar görmüş ve 71 i tamamen sağır olmuştur. Başka bir uç değer olarak Avustralya da yapılan bir aşılama programı sırasında aşılanan yerli çocukların %50 si hayatlarını kaybettiler. Albert Einstein Tıp Fakültesi doktorlarından Dr. B. Bloom göre bir çok aşı üreten firma bu hukuksal maddi kayıp nedeniyle yeni aşı geliştirmesine ara vermişlerdir.

Aşıların bu yan etkilerinin nerden kaynaklandığı tespit edilememiştir. Ters etkilerin bu toksik katkı maddelerinden veya aşının kendisinden kaynaklandığı sorusu halen cevapsızdır.

Aşılamanın Uzun Dönemdeki Etkileri

Aşıların yukarda belirtilen bu kısa dönem etkilerinin endişe verici olmasına rağmen uzun dönemdeki etkileri daha da korkutucudur. Herhangi bir hastalıkla karşılaştığınızda virüs veya bakteri vücudunuza solunum yoluyla akciğerinizi geçerek girmektedir. Örnek olarak kızamık hastalığında havada bulunan bakteri öncelikle bademciklerle karşılaşır. Daha sonra bu virüsler lenflere girerler ve buradan da dalağa geçerler. Bu zincirleme işlem sürecinde vücut değişik reaksiyonlar göstererek örneğin öksürme ve hapşırma gibi virüsün vücuda girişini zorlaştırmaktadır. Fakat aşılarla bu yabancı antijenler direk olarak vücuda verildiğinden bu antijenler dokulara oradanda kan dolaşımına hızlı bir şekilde ulaşmaktadır. Böylece bu virüslerin vücudun önemli organlarına girişi kolaylaştırılmıştır. Bu erken yaşlarda vücudun savunma sisteminin elimine edilerek vücuda bu virüslerin verilmesi büyük problemlere yol açabilecektir. Ek olarak zayıflatılmış bu virüsler vücuda verildiğinden vücut önemli savunma sistemini aktif hale getirmemektedir.

Aşıların başka bir uzun dönem komplikasyonu da bir hücre bir antikor kuralıdır. Bunun anlamı şudur; bir B hücresi sadece bir antijene (hastalık yapan virüs veya bakteri) karşı etkin ise, bu B hücresi öbür hastalık yapıcı bakteri veya virüslere karşı etkin değildir. Eğer bir çocuk, çocukluk dönemi bir hastalığa doğal olarak yakalanırsa bu çocuğun vücudunun bağışıklık sisteminin sadece %7 si kullanılarak bu hastalığa karşı konulduğu tahmin edilmektedir. Ancak, çocuk rutin olarak aşılanırsa bu çocuğun bağışıklık sisteminin %70 bu antijenlerle mücadelede olduğundan öbür hastalık yapıcı etkenlere karşı etkisiz kalmaktadır. Güncel bir araştırmaya göre bu azaltılmış bağışıklık sistemi kapasitesi vücudun öbür hastalıklara, alerjilere ve bağışlılık sistemi hastalıklarına yakalanma şansını arttırmaktadır. Ayrıca başka uzmanlara göre bu zayıflatılmış virüsler sebebi ile vücut sürekli atak modunda çalışmak ta ve bu sebeple vücudun doğal bağışıklık sitemi zayıflamaktadır.

İsveç’te yapılan bir araştırmaya göre aynı doğum yaş grubunda bulunan iki çocuk grubu kullanıldı. Birinci gruba aşı uygulandı, ikinci gruba aşı uygulanmadı. Bu deneme de aşılanan çocuklarda bakteriyel enfeksiyona ve bazı ölümlere rastlanıldı. Bunun sonucunda araştırmacıların kanısı bu aşılar bağışıklık sitemini baskı altına alarak bu ölümlere sebep verdi şeklinde oldu.

Başka bir delile göre aşılar gene bir denemede, bağışıklık sitemini baskı altında tutmuştur. Bu deneme de 2 grup çocuk kullanılmış. İlk gruba çocuk felci aşısı yapılmış ikinci gruba ise aşı yapılmamıştır. Bu araştırmaya göre aşı yapılan çocukların 200 ü çocuk felci hastalığına yakalanmış, ama aşı yapılmayan çocukların bir tanesi bile çocuk felcine yakalanmamıştır.

Harold Buttram, MD ve John Hoffman, PhD ‘a göre çocukluk dönemi aşı uygulaması çocuğun bağışıklık sistemine yardımcı olmamakla birlikte, çocuğun bağışıklık sistemini etkileyerek çocuğun başka hastalıklara yakalanmasına sebep olabilmektedir.

Aşıların bir başka endişe verici yönü ise bu yabancı genetik maddenin vücuda verilmesidir. Harvard dan Dr. R. Moskowitz, MD nin açıklamasına göre aşılama otoimmün hastalıklara sebep olabilmektedir;

“Aşılarda bulunan virüslerin kendilerine has bir genetik yapıları bulunmaktadır. Bu genetik yapı misafir hücrelere yapışarak bu hücrelerin bünyesinde uzun yıllar boyunca faaliyet gösterebilmektedir. Bu viral faaliyet nedeniyle bağışıklık siteminin etkisi azalmakta ve vücut herpes, siğil, çeşitli kanserler, merkezi sinir sistemi hastalıkları, paralizler ve beyinde iltihap ile karşı karşıya kalabilmektedir.

Ayrıca Dr. Markowitz ‘e göre aşılar orijinal hastalığın yumuşak ölçekli şekli olmakla birlikte, kendilerine has değişik belirtileri de ortaya çıkarmaktadırlar. Bazı durumlarda bu hastalıklar orijinal hastalıklardan daha ciddi bir durum oluştururlar. Bu durum da bu belirtileri teşhis etmek daha da zordur.

Amerikan Kanser birliğinin bir toplantısı sırasında, Rutgers Üniversitesinden Profesör R. Simpson bir uyarıda bulundu:

“Grip, kızamık, kabakulak ve polio hastalıklarına karşı yapılan aşılama programlarında insan vücudunda kolayca tespit edilemeyen hücre içi gizli-virüs hücreleri yapılanmaktadır. Bu gözükmeyen gizli-virüsler romatoid artirit, multipl skleroz, sistemik lupus erythematosus, parkinson hastalığı ve belkide kansere sebep olabilmektedirler.”

Toplanılan bu bilgilerin büyük çoğunluğu göstermektedir ki aşılar etkili olmamakla birlikte çocuklarda başka hastalıklara da yol açabilmektedir. Ek olarak aşıların ters etkileri göz ardı edilmiş ve uzun dönem zarar verici etkilerine ise hiç değinilmemiştir.

Bu bilgilerin ışığında neden aşıların engelleyici etkiye sahip olduğu konusu vurgulanmaktadır. Dr. Raymond Obomsawin göre yoğun aşılamayı göz önünde bulundurarak, aileler ve bu aşılamayı yapan sağlık memurları genel de, bu ihtimalleri göz ardı etmektedirler.

Bundan da anlaşılmaktadır ki aşılama bir politik ve ekonomik olgudur. Çünkü bu aşıları üreten firmalar ve doktorlar maddi çıkar sağlamaktadırlar. Barbara Fiher ‘e göre;

“Aşı üreticileri çok büyük miktarda para kazanmaktadır. Bu nedenle doktorlar da bu firmaların planları ile beraber hareket etmektedirler.”

Milyonlarca dolar göz önüne alındığında bu firmaların sorumluluğu sadece para kazanmaktır. Bu nedenle ben Oscar ı aşılattırmadım.

Birçok değişik alternatif ilaç bulunmakta bu bilgilere aşağıdaki siteden ulaşabilirsiniz; http://www.alternativemedicine.com

Eğer çocuğunuzu aşılattıracaksanız sadece çok önemli olanlarını yaptırınız. Örnek olarak difteri ve tetanoz aşılarını yaptırın ama DPT ve hepatit B aşılarından kaçının. Kabakulak aşısı ayrıca bazı ülkelerde yasaklanmıştır.

Eğer çocuğunuzu aşılatmak zorundaysanız, çocuğunuzun bağışıklık sistemini destekleyin . Bunu şöyle yapabilirsiniz; aşılamadan önce ve sonra çocuğunuza 1000 mg. Vitamin C, 500 mg. kalsiyum, 50 mg. Vitamin B6 verebilirsiniz.

Kendinizi eğitmeye devam edin ve aşılama hakkında araştırma yapın.

8 Yanıt to “ÇOCUĞUMU AŞILATMALI MIYIM?”

  1. sümeyye said

    selamün aleyküm
    ben kızıma zararlarını bilmeden aşıları yaptırdım.vücuttan atması için ne yapmalıyım.bebeklere ver,
    ilen d vitamini ve demir vitamini damlasını kullanmalımıyım.10 aylık bebeğime.teşekkürler

  2. Gokhan said

    Peki çocuk felci, kızamık, çiçek hastalığı, difteri aşı sayesinde kaybolmadı mı?

    Hepatit B, aşı ile azalmıyor mu?

    Kuduz aşısı, tetanoz aşısı kaç hayat kurtarmıştır, fikriniz var mı?

    Yarın aşı yaptırmadığı için çocuğu felç olanlara önereceğiniz bitki var mı?

  3. Homeopati’de asinin etkilerini silen ilaclar mevcut, iyi bir homeopat bulup danismanizi tavsiye ederim! Benim kizimda Dtap ve MMR asilarinin toksikleri tespit edildi, simdi MMR icin aliyor, eylulden sonra da digeri icin alacak.

    • bende baktımda siteden yine ilaçlardan bahsediyor.net anlayamadım ama ilaç hiç kullanmıyorum ben içindekileri iyice araştırmak lazım.çok basit baticon un bile doku ölümlerine neden olduğunu dşünürsek..

  4. aysn said

    toksitlerin tespiti nasıl yapılıyor.hangi testler gerekiyor.bilgilendirirseniz sevinirim.yazan arkadaş nerden yazmış ki

  5. aysn said

    netten araştırdım izmir de varmış.

  6. […] Zorla aşı yapılma konusu […]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: