helalderman

YEDİKLERİN KADAR DOĞALSIN…

NE YEDİĞİNİZİ BİLİYOR MUSUNUZ- KANDIRILIYORUZ!

Posted by helalderman 10 Eylül 2010




YEDİKLERİMİZİ ŞEKER ,TUZ,UN,SU VEYA YAĞ DİYE ADLANDIRIYORUZ FAKAT HAZIR TÜKETİMDE BUNLARIN ÇOĞUNLUĞUNUN YAPAYI KULLANILIYOR NE YAZIK Kİ …
BİZLERDE ALDIĞIMIZ ÜRÜNLERİN İÇERİĞİNİ OKUMADAN ATIYORUZ SEPETE !!!!

İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ramazan Özdemir, kalp, kolesterol ve tansiyon hastalarının bayramın vazgeçilmez ikramı olan tatlılardaki tuz oranına dikkat etmelerini istedi.

Özdemir, bayramda daha çok baklava gibi hamur tatlılarının tercih edildiğini, bu tatlıların içindeki tuz ve yağ oranlarına dikkat edilmesi gerektiğine işaret ederek, şunları söyledi:

“Tansiyon hastaları nasıl olsa içinde tuz yok diye tatlıya yöneliyor. Ancak bu düşünce hastalarımızı yanıltabiliyor. Tatlılarda sadece şeker olduğu bilinir, ancak hamurundaki tuz oranı da düşünülmelidir. Kalp ve tansiyon hastaları bayramda daha çok az kalorili sütlü tatlıları, tatlıdan vazgeçemeyen şeker hastaları ise diyabet tatlıları tercih etmelidir.”
Oruç tutan insanlarda ramazan ayı sonrasında psikolojik olarak çok fazla yeme isteği doğduğuna işaret ederek, bu dönemde özellikle kalp, şeker, tansiyon, kolesterol hastaları ve diğer kronik hastaların az ve sık beslenmesi gerektiğine dikkati çeken Özdemir, ”Ramazan süresince maddi ve manevi olarak detoks yapan vücuda aşırı ve dengesiz beslenilerek yüklenilmesi doğru değil. Özellikle bayramın ilk günleri azar azar ve sık aralıklarla beslenilmesi çok daha uygun olacaktır. Bu süreçte metabolizma zayıfladığı için aşırı yüklenme insan sağlığı için sıkıntı olacaktır. Metabolizmanın dengeye kavuşması için bol sıvı gıdalar ve su tüketilmelidir” diye konuştu.


MSG diye bir katkı maddesi var. Mono Sodyum Glutamat. Yiyeceklere konunca tadının beyin tarafından güzel algılanmasını sağlıyor. Tatlı, tuzlu farketmiyor, neye konsa tadi güzelmiş gibi geliyor. O yüzden üreticiler en berbat ürünlere dolduruyolar bunu. Bunun zararlarının hepsi çok sayıda çalısmayla kanıtlanmis ve bununla ilgili bir rapor Dünya Sağlık Örgütüne sunulmuş durumda. Internette arastırılabilir:

ZARARLARI:
– Bu madde nörotoksin. Sinir hücrelerine zarar veriyor. Yol açtığı hastalıklar merkezi sinir sistemi tahribati ve buna bağlı olarak Alzheimer, Parkinson, Huntington hastalıkları, Sara (epilepsi).
– Retinal dejenerasyon (göz retina tabakası hasarı)
– Yağ birikimi, doyma mekanizmasında bozukluk, obezite
– Büyüme hormonu baskılanması
– Pankreas hasarı, insülinde artış ve buna bağlı olarak diyabet
– Böbrek ve karaciğerde hasar
– Bu madde hamilelerde plasenta bariyerini geçebiliyor yani bebek de aynı etkilere maruz kalabiliyor.

ŞU AN PIYASADAKI NEREDEYSE TÜM CIPSLERDE BU MADDE VAR. GÜVENLI OLDUĞUNU IDDIA EDEN CHEETOS’U BILE KONTROL ETTIM, VAR. TADINI GÜZELLEŞTIRMEK IÇIN HEPSI KULLANIYOR.

IÇINDE BULUNDUGU DIGER ÜRÜNLER KONUSUNDA BILGIM YOK, ETIKETLERI KONTROL ETMEKTE FAYDA VAR.

BU ZARARLAR ORTAYA ÇIKINCA MADDENIN İSMİNİ DEĞİŞTIRMEYE BAŞLADILAR. IÇINDE MSG, MONO SODYUM GLUTAMAT, GLUTAMIC ASIT KISACA GLUTAMIN VEYA GLUTAMAT BULUNAN SEYLERDEN UZAK DURULMALI.

ULUDAĞ SÖZLÜKTEN BAZI MADDELER

mono sodyum glutamat

1.”hazır çorbaların lezzeti nereden geliyor?” sorusunun cevabı maddedir..Bu maddenin özelliği aromayı artırmasıdır. Daha doğrusu aromanın daha keskin bir biçimde algılanmasına yol açması. Nasıl tuz yemeğe hoş bir lezzet verirse, ‘mono sodyum glutamat’ katılmış çorba ya da diğer yemekler de insana ‘nefis’ gelir. Kısaca ‘MSG’ denir….süt, et, domates, parmesan peyniri, mantar gibi doğal ürünlerde de bulunur. her şeyde olduğu gibi burada da ‘azı karar, çoğu zarar’.durumu vardır.çok miktarda kanserojen etki yapar…
2.türk gıda kodeksi yönetmeliğinden;

Kimyasal adı: Monosodyum L-glutamat monohidrat
Kimyasal formülü: C5H8NaNO4.H2O
Molekül ağırlığı: 187.13
Saflık: Susuz bazda içeriği, % 99.0’dan az ve % 101.0’dan fazla olmamalıdır
Tanımlama: Beyaz, kokusuz kristaller veya kristal şeklinde toz
3. L-glutamik asidin sodyum tuzudur. şeker pancarından doğrudan özütlenmek suretiyle veya şeker kamışı melasından özütlenmekle elde edilir. katıldığı gıda maddesindegıdaya özgü tad ve aromayı artırmak amacı ile kullanılmaktadır. daha çok et, çorba, balık, kümes hayvanları, salça ve soslara katılır. meyve yada meyve suları ve tatlılarda etkisi yoktur. çocuk mamalarında kullanımı kesinlikle yasaktır. beşinci duyu, lezzet olarak da bilinir, her türlü şarküteri ürününde vardır aman dikkat.
4.kan şekerinde çok hızlı bir düşüş meydana getirdiğinden insanda sürekli acıkma hissi uyandıran katkıdır, bu özelliği hazır yiyecek sektöründe çok kullanılmasına sebep olmuştur, ayrıca yiyeceklerin tadlarını olağanüstü güzel göstermesi de kullanılmasında bir etkendir, gıda üreticileri yiyeceklerin içeriğinde bu maddeyi “kıvam arttırıcı” olarak kattıklarını belirtseler de kıvam arttırmakla uzaktan yakından bir alakası olmayan katkıdır. içinde bir aroma olan her tür gıda maddesinde kullanılır, özellikle soya sosunun yemeklere verdiği inanılmaz tadın en büyük etkenidir.
5.6.sebep olabileceği rahatsızlıklar ALZHEiMER, PARKiNSON, HUNTiNGTON, SARA(Epilepsi), Retinal dejenerasyon (göz bozulması gibi bişey), Yağ birikimi, doyma mekanizmasında bozukluk, obezite, Büyüme hormonu baskılanması, Pankreas hasarı, insülinde artış ve buna bağlı diyabet, Böbrek ve karaciğerde ciddi hasarlar. ayrıca bu zımbırtı hamilelerde plasenta bariyerini geçebiliyormuş. bu ne demek? anne karnındaki bebek de aynı tahribatlara maruz kalıyor demek. yanlız her duyduğuna inanmayan birisi olarak bir zamanlar yaptığım ufak bir araştıma bazı bilim çevrelerinin bu bahsi geçen yan etkilerin söz konusu olmadığını savunduğunu okumuşluğum da var.

okumak, duymak ta bir yere kadar, gözümün gördüğüne inanırım. dünyanın en büyük obez ülkesi abd hazır gıdaların en çok kullanıldığı ülke. sevdiklerimizi CiPS, hazır et suları, hazır çorbalar, renkli yoğurtlar, dondurmalar, Hazır köfte harçları… gibi ürünlerden uzak tutarsak olası zararlarından korunabiliriz. bu madde zaten doğal haliyle, et, balık, domates, sebzeler ve tahıl ürünlerinde, soya, süt, patates, birçok çeşit peynirde muvcut. yok, illede ben almak istiyorum diyorsanız bunları tüketin. afiyet olsun…

Kaynak:Prof.Dr.Mustafa Nutku


Southampton Üniversitesi tarafından hazırlanan raporda, özellikle çocuklara yönelik şeker, pasta ve gazlı içecek gibi ürünlerde bol bol kullanılan ’E’ kodlu katkı maddelerinin derhal yasaklanması gerektiği belirtildi. Uzmanlar, ailelerin sigara için açılan tazminat davalarının benzerlerini bu katkı maddelerini kullanan gıda firmalarına açabileceği uyarısı yaptı.

Hangi gıdada ne tehlike var?
* E102 (Bisküvi, tatlılar): Hiperaktivite, astım.
* E124 (İçecekler, bisküvi, tatlılar): Alerji, tahammülsüzlük.
* E110 (dondurma, içecekler, tatlılar): Mide sorunları, alerji.
* E122 (jel tatlılar, hazır yemekler, bisküvi): Alerji, tahammülsüzlük.
* E104 (Tatlılar): Hiperaktivite, astım.
* E129 (Gazlı içecekler, kokteyl sosis): Aşırı duyarlılık.
* E211 (Gazlı içecekler, fırında hazırlanan gıdalar, lolipop): Hiperaktivite, astım.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: