helalderman

YEDİKLERİN KADAR DOĞALSIN…

Archive for Kasım 2010

ET YEMENİN ADABI

Posted by helalderman 17 Kasım 2010



ET VE PATATESİ BERABER TÜKETMEYİN
Her hayvanın genci,erkeği,siyahı ve yağlısının omuz ,sırt ve kemiğe sarılmış eti daha lezzetli olur.her hayvanın sağ yanındaki et sol yanındakine nazaran daha lezizdir.kırmızı koyunun eti siyah koyun eti kadar leziz ,hazmı ise daha kolaydır.beyaz koyunun eti hafif,gri koyunun eti ağırdır.bir yaşındaki siyah,yağlı ve erkek keçinin eti lezzetli ve haiftir.kuzu,oğlak ve buzağı eti en iyi ve en hafifleridir.oğlak eti kuzu etindendaha kolay hazemdilir ve daha az kalıntı bırakır.kurutulmuş etin hazmı ağırdır fakat buzlukta bekletilenden daha iyidir.
gerçekten kırmızı eti hazmedemeyen bir grup insan vardır kan grubu ” A ” olanlar.onların midesi etin hazmını sağlayan asidi okadar az üretirki ,kırmızı eti parçalayamaz.
Türk nifusun büyük çoğunluğu (bilhassa karadeniz, ve ege) kan grubu A dır.işin ilginç yanı karadenizliler içyağını .çok kullanır ama eti fazla sevmez.
sığır etini çok yemek alaca(vitiligo) ,sedef(psoriazis),cüzzam(lepra),fil hastalığı ve daha birçoğuna davetiye çıkarır.
demekki A grubu eti hazmedemez. sadece çürütür.çürümüş et kalıntıları ,kılcal damarları tıkar,kanser,,cüzzam,sedef,alaca,varis ve fil hastalığına davetiye çıkarır.
A grubu olanlar (doğal)tavuk,hindi,keklik,oğlak ve kuzu eti gibi mide asidine daha az ihtiyaç duyan etleri ve balığı tüketebilir.bütün yabani etlerin en güzeli ceylan ve tavşan etidir.tavşan eti idrarı arttırır,bibrek ve mesanedeki taşları parçalar. B ve AB grubu için faydalıdırlarda.
Dana eti insan tabiatına sertlik ,koyun eti ise yumuşaklık verir.Bu tür etleri,midesi çok asit üreten ( O ve B) gurubu kolaylıkla hazmeder.

KURBAN ETİ insan vucudu için mükemmel bir temizleyici niteliğindedir.yiyene ishal yapabilir,ateşi yükselebilir,eklemleri şişirir.Bu kurban etinintesi,riyle oluşan ,iyileşme belirtileridir.kesildikten 3 gün sonra et kurban eti olma özelliğini ve şifasını kaybetmeye başlar.
Et,işitme ,görme duyusunu geliştirir,aklı ve vucudu güçlendirir.
Közde ,fırında pişirilmiş et,kaynatılarak pişirilen etten daha kuru olduğundan beraberinde yeşşilllik tüketmek gerekir.Biber ,defne,ardıç yaprağı,sarımsak,soğan,zencefil,kimyon,, ile pişirilmiş etinşifası daha kuvvetlidir.

ETİ ;
EKMEKLE,DEĞİL YEŞİLLİKLE YEMEK GEREKİR.(bu etin hazmını zorlaştırır)
BİR HAYVANIN ETİ DİĞERİYLE KARIŞMAMALIDIR.
ETLİ YEMEK YAPILACAKSA HAYVANIN YAĞIYLA YAPMAK EN İYİSİDİR,LEZZİZDİRDE.
ET KENDİ YAĞINDAN BAŞKA HAYVANİ VEYA BİTKİSEL YAĞI ÖZÜMSEMEZ.HAYVANSAL YAĞDA ETSİZ ÖZÜMSENEMEZ.

Sosis,salam,pastırma,sucuk gibi işlenmiş et ürünleri iki sebeten yenemz.
1. bu rünlerde farklı farklı hayvan etleri ve yağı karışltırılır.
2. Bütün işlenmiş et ürünlerinde katkı maddesi olarak sodyum nitrit,sodyum sülfit kullanıldığı için.

Hyavanın yağı özellikle, iç yağı ve koyunun kuyruk yğaaı,yemeklerde ve ilaç yapımında,kemikleri ise şifalı çorbalar hazırlanmak için kullanılır.son bahar ve kış mevsiminde et yemek,ilkbahar ve yaz mevsiminde ise sağlık için etten kaçınmak gerekir.Sağlıklı insan haftada 3-5 defa et yiyebilir.Devamlı et yemek, çorbasını içmekse kalbe sıkıntı verir ve kalbi katılaştırır..

Etin cinsiyle beraber hayvanın nasıl kesildiğide önemlidir,Allah adına kesilmelidir..

Elektro şok verilerek kesilen hayvanın eti ölü hayvan gibidir.Bu şekilde kesilen etin zararı şu şekilde anlatılabilir;
mükemmel donanımlı bir şehir düşünün.savunma sistemi çok kuvvetli bir bilgisayarla kontrol ediliyor.binlerce hatta milyonlarca kimyasal,biyolojik ve çeşitli toksinler üretebilen,genetik mutasyona uğratabilen ve aklınıza gelebilecek her türlü silah bu bilgisayara bağlı.bu şehri işgal etmek isteyen akıllı birisi savunma sisteminin merkezi olan bilgisayara ile savunma aletleri arasındaki bağlantıyı keserek şehre zarar vermeden şehri bütün güzellikleriyle alır kullanır.
Ancak akılsız birisi direkt bilgisayarı bombalamaya başlar.bilgisayar bozulur ve buna bağlı silahlar kontrolsüzce şehir halkını ve ve yerleşim yerlerini tahrip eder.Halk zehirlenerek,şişerek,delirerek ölür veya yaralanır,yerleşim yerleride tahrip olur.İşgalcilerin elinde kokuşmuş harap olmuş,sağlığı tehtid eden leş dolu bir şehir kalır.
Bu misalde bilgisayarın bağlantısını kesenler doğru davranırlar;yani beyne giden ana damarı ve sinir bağlantısını kesmek suretiyle hayvanın kanını akıtanlardır.Bu durumda beyin bi anda kansız kalarak bayılır ve hiçbir tepki vermez.Fakat bütün kan dışarı atılana dek kalp çalışmaya devam eder ve böylece eti kanda dolaşan ve eti zehirleyen tüm maddelerden temizlenir.
Elektro şok ise hayvanın kalbini durdurur ve korkunç bir aritmiye uğratır,fakat beyin çalışmaya devam eder ve bedeni savunmak için yüksek miktarda farklı hormon üretir.kan hareketsiz olduğu için içinde bulunan toksinleri,hormonları,atıkları,mikropları,kokuşmuş gazları kemiklerde ve eklemlerde bırakır ve etlere sızdırır.etde leş sıfatına birinir….
Domuz etini ise alalh insanlara haram kılmıştır,bilim adamlarının araştırmasına göre hiçbir insan topluluğunda domuz eti için hazır sindirim sistemi olmadığı ortaya çıkmıştır.
Her hayvanın sistemi her birine özel olarak verilen rızka uygun yaratılmıştır.Bu sebebten ötürü hayvanlar sadece olara özel rızıkları hazmedebilirler.Doğal beslenen hayvan sağlıklıdır,onun eti,yağkemikleri temizdir.Fakat çağımızda hayvanlar fabrikalarda hazırlanan hormon,antibiyotik,gm bakteriler ile üretilmiş protein,vitamin, ve diğer GM bazlı katkı maddeleri içeren yemler ve geneditiği değişmiş ürünlerle beslenmektedir.Hatta yem olarak,bayat ve bozu karışık yemek artıkları,tarihi geçmiş cips bisküvi ,şeker ve markett artıkları toplanarak verilmektedir.Neticede insan gibi hastalanan hayvan ,tıpkı insanlar gibi ağır ilaçlarıda kullanmaya başlar.Ve bu hayvanın etive kemikleri yukarıdaki faydalardan eksik kalır hatta sağlık için tehlike oluşturur.
Bu nedenle et alırken,özellikle kemik yağ,karaciğer,böbrek ve beyin tercih ederken bunlardan henüz etkilenmemiş genç hayvanın etini almayı tercih etsinler.
2007 yılı baharında ilk defa klonlanmış hayvanların eti sütü ABD de marketlerde yerini almıştır.Bu hayvanların eti ,sütü uzun zamandan beri bazı üçüncü dünya ülkelerinde ucuz ürün olarak satılmaktaydı.Klonlanmış inek,domuz ve keçiler konusunda yetkililerin savunduğu tez,bu hayvanlardan üretilen etin normal etlerle aynı kalitede olduğudur.Buda etin market raflarında yer almasının sakıncası yok demektir.ÜStelik bilim adamları ürünlerin ambalajlarında hangi yolla üretildiğinin etiketinin olmasınada gerek olmadığını düşünüyor.
Klonlanmış hayvanlar üzerine çalışan bilim adamları yıllardan beri renklendirici,aroma,tadlandırıcı,et yerine soya kıyması gibi yapay gıda tüketmeye alıştıklarını,ve insanlara hiçbir zarar vermediğinizde iddia ediyor.Fakat sonuçları tam araştırılmadığı için bu ürünlerin vereceği maddi zarar belli değildir.
nisa suresi 118-119 ayetinde anlatıldığı usulle yetiştirilen hayvanların eti ve sütü muhakkak haramdır…

nisa -118:ki onu Allah şöyle dediği için lanetlemiştir: “Senin kullarından kendi istediğimi mutlaka alacağım,
nisa -119:onları saptıracağım ve boş hevesler, özlemler ile dolduracağım; ben onlara emredeceğim, onlar da (putperestçe bir kurban adeti olarak) deve(lerin) kulaklarını kesecekler; ve ben onlara emredeceğim, onlar Allahın mahlukatını ifsad edecekler!” Ama Allahı bırakıp Şeytanı kendilerine rehber edinenler, kesinlikle ziyana uğrarlar.
GERÇEK TIP

Reklamlar

Posted in DOĞAL BESİN FAYDALARI | 3 Comments »

şekersiz kabak tatlısı

Posted by helalderman 10 Kasım 2010


-kabak reçeli-
1 kg bal kabağı
300 gr pekmez
3 tane karanfil

kabakları soyup ,dilimleyerek tencereye koyun.üzerine karanfil koyup kendi suyunda kısık ateşte pişirin pişmeye yakın pekmez katıp 3-5 dk daha kaynatın alın. eğer çok katı kıvamlıysa biraz su koyabilirsiniz.
-turuncu kabakta sulanma çok oluyor ama eğer şehirdeyseniz ve beyaz kabak bulduysanız malesef su eklemeniz gerekir.

-kabak tatlısı-
Malzemeler
1 kilo üzüm pekmezi
yarım kilo su
1 kilo bal kabağı
üzeri için
ceviz
Yapılışı
Pekmezi tencereye koyun. Üzerine suyu ilave edip kaynatın. Kabakların kabuklarını soyup dilimleyin. Kaynayan pekmezli suya kabakları ilave edin. Kabaklar yumuşayıncaya kadar pişirin. Servis tabağına alın. Üzerine ceviz serpip servis yapın.
Genelde Karadeniz bölgesinde ve özellikle Rize de yapılan bir tatlıdır. Başka yörelerde yapılıyormu bilmiyorum. Tadı oldukça güzeldi.

Posted in DOĞAL MUTFAK TARİFLERİ | 3 Comments »

HUMUS YAPIMI

Posted by helalderman 10 Kasım 2010


Malzemeler :
* 1 su bardağı nohut
* 1 fincan tahin
* tuz, kırmızı biber
* 2-3 adet limon
* 1 çay fincanı zeytinyağı

İsteğe göre kimyon,sarmısak,sumakta ekleyebilirsiniz
Humus
yemeğinin hazırlanışı:
Nohutları akşamdan ılık suyla ıslatın. Bol suyla tencereye koyup haşlayın. Suyunu süzüp, makineden veya elekten geçirin. İçine 1 fincan tahin koyarak yedirin. Ekşi tada gelinceye kadar limon suyu koyun. Tuz ve kırmızı biber katın. Karıştırarak patates püresi kıvamına getirin. Servis tabağına alıp, üzerlerine kırmızı biberli yağ gezdirip, servis yapın.

Posted in DOĞAL MUTFAK TARİFLERİ | Leave a Comment »

Hem şekersiz, hem de tatlı tarifler

Posted by helalderman 08 Kasım 2010



Beyaz şeker kullanmadan tatlı hazırlamak mümkün. Köylerimizde hala bazı helvaların, baklava türü tatlıların, reçellerin yapımında pekmez kullanılıyor. Biz de “Beyaz Unsuz Şekersiz Hamur İşleri” kitabımızda bu geleneğimizi yaşatmaya çalıştık. Kitaptaki tatlı tariflerinin çoğu pekmezle yapılıyor. Bazılarında kurutulmuş tatlı meyveler kullanılıyor. Kitaptan, seveceğinizi umduğumuz üç tarif…

Sevim Teyze’nin Tahinli Keki

Tahin kekin hem hamuruna koyuluyor, hem de bir miktar ayrılıp üzerine gezdiriliyor. Üzerine gezdirilen tahini kaşığın tersiyle bayağı sıvı kıvamdaki kek hamuruyla hafifçe karıştırınca ortaya inanılmaz güzel bir mermer deseni çıkıyor.

Malzemeler (8-10 kişilik):

• 3 yumurta (oda sıcaklığında)
• 1 su bardağı pekmez
• 5 çorba kaşığı (125 gr) tereyağı (oda sıcaklığında)
• 1 su bardağı tahin
• 1 su bardağı süt (oda sıcaklığında)
• 3 avuç iri dövülmüş ceviz
• 2 su bardağı tam buğday unu
• 1 çay kaşığı karbonat
• Bir tutam kaya tuzu

Hazırlanışı:

1. Fırınınızı 170 (turbo 150) derecede ısıtın. Yaklaşık 25 santim çapında bir kek kalıbını yağlayıp unlayın veya içine yağlı kağıt döşeyin.
2. Yumurtalarla pekmezi mikserle 10 dakika kadar çırpın. Çırpmaya başladığınızda koyu renkli bir karışımken, 10 dakika sonunda rengi açılmış, köpük köpük koyu bir kıvam kazanmış olacak.
3. Tereyağını ilave edip tereyağı parçaları iyice eriyene kadar, yaklaşık 5 dakika daha çırpın. Tahinin dibinde 2 parmak kadarını üzeri için ayırıp kalanını kek hamuruna boca edin. Kek hamuruna süt ve 2 avuç ceviz katıp tekrar iyice karıştırın. Tam buğday unu, karbonat ve krem tartarı eleyerek hamura katın. Eleğin üzerinde kalan kepekleri de hamura ekleyin. En son olarak vanilya ve tuzu da kattıktan sonra tahta kaşıkla tüm malzeme iyice karışana kadar harmanlayın. Sıvı kıvamlı, yumuşak bir hamur hazırlamış olacaksınız.
4. Hazırladığınız kalıba kek hamurunu boca edin. Üzerini düzelttikten sonra ayırdığınız tahini gezdirin. Kaşığın tersiyle tahini kekin üzerine hafifçe yaydırın (bu sırada mermer deseni ortaya çıkıyor, fırında iyice belirginleşiyor). Kalan bir avuç cevizi de en üste serpiştirip fırının orta rafına yerleştirin.
5. Sıcak fırında yaklaşık 45 dakika kadar pişirin. En ortasına batırdığınız kürdan temiz olarak çıkmalı.

İncirli Cevizli Kek

İncir, ceviz ve tarçın birbirlerine çok yakışır. Bu tarif ile incirin o dolgun tadını alabileceğiniz, narin ve çok lezzetli bir kek hazırlanıyor. Çıtır çıtır incir çekirdekleri ve iri dövülmüş ceviz güzel bir hoşluk katıyorlar. Yanında balla tatlandırılmış süzme yoğurt veya lor peyniri ikram edebilirsiniz.

Malzemeler (8 kişilik):
• 10 kuru incir
• 3 yumurta (akı sarısı ayrılmış)
• 1 çay bardağı pekmez
• 4 çorba kaşığı (100 gr) tereyağı (oda sıcaklığında)
• 1 çay bardağı süt (oda sıcaklığında)
• 1 tatlı kaşığı tarçın
• 1 çay bardağı iri dövülmüş ceviz
• Bir tutam kaya tuzu
• 1,5 su bardağı tam buğday unu

Hazırlanışı:
1. Fırınınızı 170 (turbo 150) derecede ısıtın. Yaklaşık 26 santim çapında bir tepsinizi hafifçe yağlayıp unlayın. İnciri üzerine çıkacak kadar suyla 5-10 dakika bekletin. Sudan süzüp küçücük doğrayın, bir kenarda bekletin.
2. Yumurta sarıları, pekmez ve tereyağını geniş bir kabın içinde 5 dakika kadar mikserle çırpın. Karışım yoğun bir kıvam almış ve tereyağı parçaları tamamen erimiş olacak.
3. Süt ve tarçını ilave edip karıştırın. Doğradığınız incirleri ve cevizi de katıp tahta kaşıkla karıştırın.
4. Yumurta akını bir tutam tuzla sert kar haline gelinceye kadar çırpın.
5. Kar haline getirdiğiniz yumurta akı ve unu dönüşümlü olarak incirli karışıma ekleyin, her eklemeden sonra tahta bir kaşıkla karışımı dikkatlice aşağıdan yukarıya doğru karıştırarak harmanlayın. Tüm malzemeleri birbirine yedirdikten sonra tepsinize dökün. Üzerini düzeltip sıcak fırının alttan ikinci rafına yerleştirin.
6. Kekinizi yaklaşık 30 dakika pişirin. Ortasına batırdığınız kürdan temiz olarak çıkmalı.

Kayısı Dolgulu Kurabiye

Süzme yoğurt, tereyağı ve unla hazırlanan nefis bir hamur, kuru kayısı ve üzümden yapılan harç ile doldurulup fırınlanıyor. Bu kendine has kurabiyelerin görüntüsü de çok güzel; hamurun üzerine kayısının suyu hafifçe sızıp boyuyor. Kullanacağınız süzme yoğurt ekşimemiş, tatlı olsun.

Malzemeler (50 kurabiye):
Hamuru için:
• 1,5 çay bardağı süzme yoğurt (oda sıcaklığında)
• 5 yemek kaşığı (125 gr) tereyağı (oda sıcaklığında)
• 1,5 su bardağı tam buğday unu
• Bir tutam kaya tuzu

Kayısılı harç için:
• 1 su bardağı doğranmış günkurusu kayısı
• Bir avuç çekirdeksiz kuru üzüm
• ½ çay bardağı pekmez
• 2 santim uzunluğunda çubuk tarçın veya 1 çay kaşığı toz tarçın
• 1 çay bardağı su

Hazırlanışı:
1. Hamuru hazırlamak için süzme yoğurtla tereyağını, mikserin hamur yoğurma ucuyla yumuşak bir kıvama gelinceye kadar çırpın. Üzerine un ve bir tutam tuz katıp yoğurun. Yumuşak kıvamlı, ele yapışan bir hamur elde edeceksiniz. Hamuru iki eşit parçaya bölün, üzerini şeffaf folyo ile kapatıp buzdolabında 1 saat dinlenmeye bırakın.

2. Kayısılı harcı hazırlamak için tüm harç malzemelerini küçük bir tencereye yerleştirin. Orta ateşte bir taşım kaynatın. Kaynadıktan sonra ateşi kısın. Tenceredeki tüm sıvı uçana kadar, kapağını kapatıp, arada sırada karıştırarak pişirin. Koyu kıvamlı, mis kokulu bir karışım elde etmiş olacaksınız. Soğumaya bırakın. Soğuduğunda tarçın çubuğunu içinden çıkarın.

3. Fırınınızı 170 (turbo 150) derecede ısıtın. Geniş bir fırın tepsisini hafifçe yağlayın.

4. Mutfak tezgahını hafifçe unlayın. Hamur parçalarından birini önce iki elinizin arasında yassıltın. Mutfak tezgahına koyup üzerine de hafifçe un serpiştirin. Merdaneyle yaklaşık 25 santim çapına gelinceye kadar açın. Hamuru, mantı hamuru keser gibi enine boyuna 5’er şeride bölün. Toplam 25 parça kare hamur elde etmiş olacaksınız.

5. Hamurların ortasına çay kaşığı ile kayısılı harcı yerleştirin. Hamurların karşılıklı iki kenarını harcın üzerinde üst üste getirin. İki ucu açık, diğer iki ucu ise üstten birleştirilmiş olacak. Kurabiyeleri aralarında boşluk bırakarak tepsiye yerleştirin. Diğer hamuru da aynı şekilde hazırlayın.

6. Sıcak fırının orta rafında kenarları hafifçe renk alana kadar yaklaşık 25 dakika pişirin.

Sofralarınız bereketle dolsun, afiyet olsun…

Arzu Aygen

Posted in DOĞAL MUTFAK TARİFLERİ | 1 Comment »

SAĞLIKLI BESLENME KURALLARI

Posted by helalderman 07 Kasım 2010


BAŞLICA HASTALIK SEBEPLERİ
Başlıca Hastalık Sebepleri (Gerçek Tıp Dr.Aidin Salih)
Fazla yemek: Çok yemek yenildiği zaman midenin daha çok enzime ihtiyacı olur Enzimleri yapmak vücut için çok güçtür ve kıymetli maddeler gerektirir Normal bir insan için 250 gr yemek yeterlidir Bunu hazım ettirmek için kalp hiç zorlanmadan rahat çalışır 2 kat yemek yenirse, kalbin yemeği hazım ettirmesi ve fazlalıkları çıkarttırması için 4 kat daha fazla çalışması gerekir Bu da kalp için çok ağırdır Mesela bir araba düzgün bir yolda hiç zorlanmadan harcadığı benzinin 2 katını taşlı, bozuk, dik yolda harcar Mesafe aynı ama harcadığı benzin farklıdır Böyle zorlanarak devamlı çalıştığında motor harap olduğu gibi insanın kalbi de devamlı ve çok çalışmaktan harap olur ve çabuk eskir Genç insanlarda organlar kuvvetli olduğu için yenilen yemekleri hazım edebilir ve fazlalıklarını çıkarabilir Fakat organların üzerine fazla yük bindiği için çok çalışmaktan çabuk eskir, kuvvetini kaybeder, zamanla fazlalıklarını çıkaramaz olur, depo yapar, vücudu yağ ve kireç toplamaya başlar
Bazı insanlar çok yemelerine rağmen hep zayıf kalır ve bu durumlarının iyi olabileceğini düşünür Hâlbuki hal öyle değildir Çok yiyip zayıf kalanlar çok yiyip şişmanlayanlardan daha kötü durumdadırlar Çünkü şişmanlar karışık ve yanlış yedikleri yemekten oluşan zehirlerin bir kısmını, vücudun topladığı yağlarda depolayarak, bu zehirlerin organları tahrif etmesini kısmen önleyebilmektedirler Ancak çok yiyerek zayıf kalanlarda zehirli maddeler sürekli vücut içinde dolaşır Böylece damarlarda, eklemlerde, organlarda ve kaslarda depolama yapar Bu insanlar genelde sinirlidirler, sık hastalanırlar ve uyku bozukluğu yaşarlar

Karışık yemek: Birbirine uygun olmayıp, hazım için ayrı enzim isteyen yemekler karışık yenirse hazım olunmaz çürür veya mayalanır Örnek olarak karbonhidratlar ve proteinler birbirine zıt düşer Çünkü bunların parçalanabilmesi için her ikisinin ihtiyaç duyduğu enzimler birbirine zıttır Bu zıtlık her iki enzimin birbirini yok etmesini sağlayarak, hazmın gerçekleşmesini engeller ve böylece hazım yapılmayınca çürüme başlar Hazım olunamayan yemek, bağırsakta toplanır ve zamanla bağırsağı genişleterek cepler oluşturur Bu ceplerin içinde dışkısal taşlar toplanır ve yıllarca orada saklanır Böylece bağırsağın duvarları kanalizasyon boruları misali zehirli artıklarla kaplanır Buna bağlı olarak bağırsak ağırlaşır, hareketi yavaşlar ve sonuçta kabızlık meydana gelir Bu durumda vücudun intoksikasyonu katastrofik şekilde büyür (vücutta toksin birikmesi katlanarak artar) Vücut çok halsiz kalarak yorulur, gaz ve uyku meydana gelir Çürümüş yemekler bağırsağı zehirleyerek kana karışır Kandan bütün organlara ve hücrelere yayılarak onları zehirler ve hastalıklara yol açar Çürümüş ve mayalanmış yemeklerden oluşan tuzlar vücutta kireçlenme yapar

Çok sık yemek: Yemeğin hazmını beklemeden bir şeyler yemektir En hafif yemek 4 saatte hazım olunabilir, yemeğin ağırlığına göre hazım süresi 6–10 saate kadar uzayabilir Bu zamandan önce bir şey yemeye başlayınca mide hazmını tamamen değiştirir ve midedeki diğer yemekler, karışık yemek gibi, hazım olmadan çürümeye başlar ve hemen gaz ve şişkinlik oluşur

Ters yemek: Proteinli yiyecekler (et, yumurta, peynir vs) midede uzun zamanda hazım olunur Karbonhidratlar, tatlılar, beyaz undan yapılmış yemekler, patates, meyve vs midede çok durmadan bağırsağa geçerek orada hazmedilir Su direk bağırsağa geçer O yüzden önce su içmeli sonra meyve veya tatlı yenilmeli Sonra sebze ve proteinli yiyecekler yenilmeli Önce yemek yenilip, sonra meyve veya tatlı yenilirse, meyve hazım olmak için bağırsağa geçemez mayalanır, bütün yemek bozulur, çok gaz olur Yemekten sonra su veya çay içilirse, yemekten ayrılmadığı için mideyi genişletir ve hazmı zorlaştırır Midede mayalanmış veya çürümüş yemek helal olmaz

Bekletilmiş eski, ısıtılmış ve hazır yiyecekler: Taze sebze ve meyveler güneşten aldıkları enerji ile dopdoludur Vücuda çok enerji verirler ve hazmı kolaydır Pişirilince güneşten aldıkları enerjiyi tamamen kaybederler Bu yemekler eskiyince (2–3 saat geçince) hiç bir enerjisi kalmaz toprak gibi olur Eskimiş ve doğal olmayan hazır yiyeceklerin hazmı çok zor veya imkânsızdır Yemekler piştikten sonra soğuk olarak yenilebilir (et, yumurta, sebze yemekleri, tatlılar ) Fakat fayda beklememelidir Beklemiş zeytinyağlı yemeği tekrar ısıtmak mümkün değildir Mikro dalgalı fırında ısıtmak ise daha tehlikelidir Fırın çalıştığı sürece mikro dalgalar, dışarıya sızarlar ve insan vücuduna zarar verirler

Zararlı düşünceler ve hareketler: Zararlı düşünceler vücutta fazla miktarda hormonlar çıkarır Bu hormonlar kana karışarak zararlı zehirler çıkmasına sebep olur Bu zehirler beyindeki su havuzlarını bulandırarak çok sinir yapar ve psikolojik ve diğer hastalıklara sebep olabilir Sinirli olan insanlarda, karaciğer sertleşmesi, çeşitli kalp hastalıkları ve dalak hastalıkları meydana çıkmaya başlar

Çiftçilikte kullanılan ilaçlar: (Hormonlar, suni gübreler, DDT ve başka zehirli maddeler) Bu ilaçlar ve DDT, kullanan insanların vücudunun hücrelerinde toplanarak bütün hayatı boyunca etki yapıyor En çok da karaciğer, yumurtalıklar ve beyne zarar veriyor Belki şimdi DDT kullanılmıyor fakat 35–40 yaşlarından büyük insanlarda DDT’den meydana gelen hastalıklar hâlâ var Çünkü önceden kullanılan DDT hiç bir şekilde etkisini kaybetmez, bütün hayatı boyunca vücut onu çıkaramaz ve çocuklara da anneden süt ile geçer; çocuklara zarar vermeye devam eder

Ev temizliğinde kullanılan temizleyici ve deterjanlar: Ev temizliğinde kullanılan deterjanlar, mikroplara ne kadar zarar veriyorsa akciğer, karaciğer ve beyne de aynı şekilde zarar verir Bütün hastalıklara, ayrıca mantara yol açar Klorlu deterjanlar (Tuz ruhu, çamaşır suyu, kezzap) bağırsak kanserine ve ağır akciğer hastalıklarına sebep olur Bu kimyasal maddeler nasıl vücudu yıpratır zarar verirse hastalıkları tedavi için kullanılan bütün kimyasal ilaçlar ve haplar da (Ağrı kesici dâhil) vücudu yıpratıyor ve zehirliyor
Bu yanlışlıkların hastalıklara yol açma sebepleri:
Bozulmuş, çürümüş ve mayalanmış yemekler bağırsağa inince bunların meydana getirdiği zehir kana karışır, organlar alarma geçer Vücudu korumak için bademcikler şişer, o zaman bademcikle mücadele ve onu aldırmak yanlışlık ve haksızlıktır Zaten yemekleri düzeltince bademcik şişmesi olmaz

Çürümüş yemekler bağırsağa inince, bağırsağın içindeki artıkları, zehirleri kana karıştırmadan çıkarma görevi yapan kılları çürütür Bağırsakta kısım kısım kelleşme olmaya başlar Kılların dökülmesiyle kelleşen yerlerdeki yaralar koruma görevi yapamayıp faydalılarla birlikte zararlı bütün zehirleri kana karıştırmaya başlar Bağırsaktan zehirleri toplayan kan direk karaciğere geçer Görevi kanı temizlemek, oradan kalbe, akciğere ve bütün hücrelere yaymak olan karaciğer kandaki pisliği, yağları ve zehirleri kendinde toplar ve büyümeye başlar Kanı temizleyemez hale gelir Hayat boyu vücut zehirli kanla çalışır Dolaşan pis kan hücreleri kirletir Allah’ı zikirden vazgeçer, zikirden ayrılan hücreler hasta olur

Karaciğerin dolmasına kadar bütün hastalık sebepleri aynıdır Karaciğer hasta olduktan sonra insanın tabiatına göre farklı hastalıklar meydana gelmeye başlar Onun için hangi hastalık olursa olsun sebebi aynıdır O zaman tedavi de aynıdır Önce yemekleri düzeltmeli, sonra bağırsak temizlenip çalıştırılmalı, sonra karaciğer temizlenmeli, ondan sonra diğer hastalıklar tedavi edilmelidir

Hz Allah’ın insan vücuduna verdiği kanunlara göre tedavi yapılabilir Bu kanunu değiştirmek ve başka tedavi şekli imkânsızdır Yemekleri düzeltmek için yemeklerin faydasını ve zararını bilmek lazımdır

Posted in SAĞLIKLI BESLENME | 3 Comments »