helalderman

YEDİKLERİN KADAR DOĞALSIN…

Archive for the ‘HAZIR GIDADA KATKI MADDELERİ’ Category

Katkılı Hazır ‘Yiyecekler Yemek

Posted by helalderman 19 Kasım 2011



Marketlerdeki bütün uzun ömürlü ürünler, sağlığı, bilhassa çocukların
sağlığını, büyük ölçüde tehdit etmektedir. (“GMO” bölümüne bakınız.) Bu
gıdalar metabolizmayı, bağışıklık sistemini ve genetiği ciddi şekilde etkiler.
Hazmolunmadığı için damar tıkanıklıklarına neden olur. Vücuttaki vitamin
üretme mekanizmasını, su yapısını, vücudun su oranı ve su terkibini boza-
rak, yaşlanmayı hızlandırır,- hastalıklara sebep olur. Bu faktörleri gözönün-
de bulundurarak diyebiliriz ki, 10-12 yaş grubu çocukların büyük çoğunlu-
ğu artık, bu gıdaların beyin ve üreme organlarında oluşturduğu tahribatlar
sonucu, şimdiden küçük birer ihtiyar gibiler.
Günümüzde, dünya gıda endüstrisinde, bir yıl içinde binlerce çeşit ve
milyonlarca ton katkı maddesi kullanılıyor. Hazır gıdaları tüketmekte
sakınca görmeyen bir insan her gün yaklaşık 2000 çeşit katkı maddesi tü-
ketiyor: Tatlandırıcı, tad verici, kıvam koruyucu, kıvam artırıcı, renk koru-
yucu, beyazlatıcı, bozulmayı önleyici, nem tutucu, boya, aroma vs…
Yiyecek endüstrisi, kullanılan katkı maddelerini ambalaj üzerinde be-
lirtmek zorundadır. Fakat katkı maddelerini belirtme zorunluluğu sadece
üreticinin kendi kattığı maddelere mahsustur. Mesela bir fırın, ürettiği bir
üründe su, maya, tuz, yağ, yumurta ve şeker kullandıysa bunları belitmek
zorundadır fakat un, su, maya, tuz, yağ, yumurta ve şekerdeki katkı mad-

delerini belirtmek zorunda değildir. Bununla birlikte katkı maddelerinin
üretim metodunu da belirtmek zorunda değildir. Çiklet, şeker, sakız gibi
tamamen katkı maddelerinden oluşan, 10 cm2’den küçük, ambalajlı ürünle-
ri üretenler, katkı maddelerini belirtmek zorunda değildir. Zeytin, et, pey-
nir, ekmek, baharat, kuruyemiş, taze meyve ve sebze gibi açık satılan yiye-
ceklerde, lokanta veya pastanelerdeki ürünlerde de katkı maddelerini be-
lirtme mecburiyeti yoktur.
Basit bir sakızın içindekiler:
Sakız mayası (Sakızın ana maddesi): Ambalajda belirtilmeyen, sakrz
mayasının içindekiler şunlardır: Kauçuk, vaks, antioksidant, elastomer, re-
çine, venil polimer’, parafin2 ve katkı maddeleri (hangi katkı maddeleri ol-
duğu belirtilmemiştir).
Tatlandırıcılar (7 tane): Doğal olmadığı için, hepsi de hazmı bozar ve
diyabete zemin hazırlar. Buna ek olarak aspartam gibi bazı tatlandırıcılar
beyin faaliyetini bozar, baş ağrısı, baş dönmesi ve bayılmalara sebep olur.
Dudaklarda, dilde ve ayaklarda şişme yapar. Aspartam, fenilalanin denilen
bir amino asit içerir. Fenilalanin ve metabolikleri kan ve dokularda birikir.
Çocukların gelişmekte olan üreme organlarında ve beyinlerinde hasara yol
açar. Bu hasar, kısırlığa, zeka geriliğine ve çocukların zihinsel özürlü olma-
sına neden olur.
Doğala özdeş aromalar (3 tane): Gen teknolojisi ve nanoteknoloji yön-
temleriyle üretilenler beden-ruh dengesini ve hormonal dengeyi etkiler.

Nem tutucu (Gliserol): Büyük ihtimalle domuz ürünü ya da mezbaha
atıklarından elde edilir. Genteknolojisi ve nanoteknoloji yöntemleriyle de
üretilebilir.
Emülgatör (Lesitin): Büyük oranda domuz ürünüdür. Bitkisel olanlarda
“soya İesitini” yazar (GM ürünü).
Parlatıcılar (2 tane): Onlardan biri, “şellak’tır ki genetiği değiştirilmiş
bir tür “bit”ten elde edilir. Alerjilere ve beklenmeyen yan etkilere yol aça-
bilir. Diğeri “karnauba mumü’dur. Brezilya hurması mumuna benzeyen
sentetik bir mumdur. Aslında kağıtçılık, mobilyacılık gibi sanayilerde kul-
lanılan bir parlatıcıdır.
Renklendirici ve nem tutucu (Titanyumdioksit, E 171): Nanoteknoloji-
de kullanılan ana maddelerden biridir. Bir süredir mineral şeklinde değil,
nanoparçacıklar halinde kullanılmaktadır. Ağız yoluyla vücuda giren ve
dokularda depolanan bu nanoparçacıklar, organik bir maddeyi su ve kar-
bondioksite kadar parçalama Özelliğine sahiptir. Kuvvetli nem tutucu oldu-
ğu için, vücudun su terkibi üzerinde çok etkili olabilir. Çok geniş bir kul-
lanım alanı vardır: İlaçlar, vitaminler, şekerlemeler, sakızlar, un, şeker, tuz,
karbonat, kabartma tozu ve küçük parçacıklar halindeki bütün gıdalara be-
yazlatıcı ve nem tutucu olarak katılır.
Gördüğünüz gibi 2,5 gr.’lık küçücük bir sakız en az 18 tane katkı mad-
desi içeriyor. En az diyoruz çünkü her bir katkı maddesinin 1-3 tane kendi
koruyucu katkısı vardır.
Sakızın üzerinde “Iaksatif etki (ishal) yapabilir” ve “Sakızdır, yutmayı-
nız” uyarılan yer alır. Çocukların bu uyarıyı anlaması beklenemez ve tabii
ki küçük çocukların hepsi sakızı yutar!
Katkı maddelerini savunanlar “Katkı maddelerinin içinde zararsız hatta
faydalı olanlar vardır”diyorlar. Olabilir, ancak, bugün katkı maddeleri de-
ğişik malzemelerden, değişik teknoloji ve yöntemlerle elde edildiğinden,
üretim metodlarının, kimyevî İçeriğinin ve kaynaklarının, güvenli, tehlike-
li veya şüpheli olup olmadığının belirlenmesi kesinlikle mümkün değildir.
Örneğin, Karoten (E 160) Doğal A vitamini kaynağıdır ve doğal bitki pig-
mentlerinden elde edilir. Betanın (El 62) ise kırmızı pancardan elde edile-
bilir. 30 yıl önce bu şekilde doğal bitkilerden elde edildiği için ikisinin de
adı, 30 yıl önceki gibi hâlâ “güvenilir” sınıfında yer alır. Ancak, bu süre zar-
fında yeni metodlar ve teknolojiler kullanılır olmuştur ve bu katkı madde-
leri, büyük oranda, GM bitkilerden üretilmektedir. Hatta biyosentez veya
nanoteknoloji yöntemleriyle de elde edilenler olabilir. Öyleyse bunlar ar-
tık “güvenilir” değildir, “tehlikeli” hale gelmiştir. Demek ki, ürün ambalajlı
veya ambalajsız olsun, ambalaj üzerinde içindekiler belirtilsin veya belirtil-
mesin, üründe kullanılan gerçek katkı maddelerini ve bunların sıfatlarını
tespit etmek mümkün değildir. Dolayısıyla, her üründe onlarca çeşit katkı
maddesi kullanılır. Bazı katkı maddeleri tek başına zararlı olmasa da, karış-
tırıldığında zararlı olabilir veya birbirinin zararını yükseltebilir (sinerjizm
etkileşimi), ya da vücuttaki her türlü madde ile, alınan ilaçlar ve besinlerle,
depolarda birikenlerle, üretilen enzimlerle tehlikeli bileşimler oluşturabilir.
Ancak en sık kullanılan katkı maddeleri tek başlarına da çok zararlıdır.

Gün geçtikçe daha çok miktarlarda tüketilen bu katkı maddeleri, beslenmeyle ilgili kalp hastalıkları, allerjik astım ve ürtiker gibi çeşitli hastalıkların gelişimine yol açıyor.

İşte kullanmaktan kaçınmanız gereken 10 katkı maddesi:

Aspartam (sentetik tatlandırıcı) Equal ve NutraSweet marka tatlandırıcı ve binlerce gıdada bulunan tatlandırıcılar eleştirilere maruz kalıyor. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylansa da, birçok araştırmada aspartamın kanserle ilişkisi olduğu açıklanıyor. Ayrıca FDA’nın tartışılır aspartam onaylaması meclis soruşturmasına davetiye çıkarıyor.

Kısmen hidrojene nebati yağ (trans yağlar): Trans yağ asitleri, sıvı bitki yağlarını hidrojen bulunan bir ortamda ısıtarak elde ediliyor. Hidrojenleme olarak bilinen işlem raf ömrünü uzatmak için yapılıyor. Birçok sağlık uzmanı bu yağların koroner damar hastalıkları riskini ve kötü kolesterol düzeyini artırdığı konusunda aynı fikri paylaşıyor. New York City geçen günlerde restoranlarda suni trans yağ kullanımını yasakladı.

Sodyum Nitrit: Sodyum nitrit sıklıkla koruyucu madde olarak kullanılıyor. Yediğimiz bazı etler bu maddeyle korunuyor. Sodyum nitrit kanser riskini artırıyor, çünkü nitrit kızartma tavasında ya da midemizde asitli ortamla karşılaşınca kanserojen bileşime dönüşüyor.

Suni Renklendiriciler: Birçok suni renklendirici içeren gıdaların üretiminde sentetik boya kullanılıyor. Yıllarca FDA, fırınlanmış yiyecekler, meşrubatlar ve şekerlemelere sertifika verirken birçok boyanın da kullanımını yasakladı. Halen bazı sağlık grupları onaylanmış boyalar Mavi 1 ve 2, Kırmızı 3 ve Sarı 6’nın kanser riskine yol açtığını iddia ediyor.

Olestra: Yağsız patates cipslerinden bulunan katkı maddesi olestra, daha çok Olean markası ile biliniyor. FDA tarafından onaylanmış olmasına rağmen, yıllardır üzerlerindeki “Bu gıda olestra içermektedir” uyarı etiketiyle gıdalarda bu madde kullanılıyor. Olestra temel vitaminlerin emilimini engellediği gibi karın ağrısına ve mide-bağırsak sorunlarına yol açabiliyor.

Stevia: Doğal tatlandırıcı yerine geçen Stevia, FDA’nın yasaklanmış katkı maddeleri listesinden çıkarıldı. Halen diyet bütünleyicisi olarak kullanılan Stevia’nın gıda katkı maddesi olarak kullanımına izin verilmiyor. Dünya Sağlık Örgütü, kanserojen olmadığını buldu, fakat daha fazla araştırma yapılması gerektiğini belirtti.

Sakarin: En eski suni tatlandırıcı olarak bilinen sakarin birçok diet ürününde ve sodalarda bulunuyor. İlk kez 1907 yılında Amerika Tarım Departmanı (USDA) tarafından yapılan araştırmayla sağlık riski olduğu bulunan sakarinin, bu tarihten sonra kanserle ilişkisi olduğunu gösteren çok sayıda araştırma yapıldı. 1977 yılında FDA tarafından kullanımı yasaklanan sakarinin halen kanserojen olma olasılığı üzerinde duruluyor.

Sülfitler: Kesilen meyve ve sebzelerin kararmaması için kullanılan bir kimyasal. Önce güvenilir olduğu düşünülen sülfitin daha sonra ölümcül alerjik reaksiyonlara neden olduğu bulundu. 1980’lerde Meclis çiğ sebze ve meyvelerde sülfit kullanımını yasaklaması için FDA’yı zorladı. FDA bundan beri sülfit yasağını genişleterek katkı maddesi olarak da kullanımını yasakladı.

BHA & BHT: Gıdalarda otooksidasyon oranını düşüren iki kimyasal BHA (butylated hidroxyanisole E320) ve BHT (butylated hidroxytoluene E321), gıdalarda renk, koku ve tat değişikliğini önlüyor. Antimikrobiyal, antioksidan özellikleri ve besinlerdeki E vitaminini koruma özellikleri nedeniyle kullanılıyor. Bazı araştırmalar, BHA’nın kanserojen olabileceğini gösteriyor.

Bone Phosphate (E542): Hayvan kemiklerinden üretilir. Topaklanmayı engelleyici ajan, emülgatör ve gıda takviyelerinde fosfor kaynağı olarak kullanılır. Esas kullanımı bununla birlikte kozmetiktir. (diş macunu gibi). Ürün hayvan kemiklerinden yapılır, domuz ve sığır gibi. Müslümanlar, Yahudiler vejetaryanlar ve Hindular sakınmalıdır.
-Siz çocuğunuzun kanserojen madde içeren gıda almasını ister misiniz?
Peki niye katkılı ketçap alıyorsunuz?

Reklamlar

Posted in DOĞAL YAŞAM, HAZIR GIDADA KATKI MADDELERİ | Leave a Comment »

BEBEK MAMALARINA ANNELER DUR DİYEBİLİR!

Posted by helalderman 03 Mayıs 2011



Tarım Bakanlığı 2009 yılında gıdalarda yaptığı denetimlerin genel bir değerlendirmesini yayınladı. Bir çok gıda ürününde yapılan denetim sayısına göre kontrollerin sonuçları da istatistiksel olarak verildi. Yapılan kontrollerde Bebek Mamalarından birinde de Kurşun tesbit edildiğini yazdı.

Yapılan kontrollerde tüm ambalajlı ürünlerin etiketleme kurallarında yüzde yüze yakın bir uyum tesbit edildiğini de öğrenmiş olduk. Demek ki etiketlerin ecüş bücüş, minnacık yazılmasına, ancak mercekler ile okunabilmesine Tarım Bakanlığı rıza göstermiş oluyor!
Tarım Bakanlığı’ nın kendisinin de sorgulanmasına yol açacağı düşünülse bunları kamuoyuna kendi ağzından açıklamasını tüketiciye bir mesaj olarak algılıyoruz. Bu mesaj şu şekilde algılanmalıdır: Bu sayıdaki gıdaların denetimini yapabiliyorum. Ey tüketiciler en büyük denetçi sizsiniz!
Tarım bakanlığının Bebek mamaları haricindeki gıdaların denetim sonuçlarını daha sonraki yazılarımz da ele alacağız. Şimdi Bebek Mamalarında Kurşun’ dan başka neler var onlarla ilgili incelemelerimizi ele alalım:
Bebek Mamalarının obozite yaptığını, bebek mamalarının ambalajları üzerinde ve televizyonlarda yayınlanan reklamlarda tüketicilerin aldatıldığı ile uğraşırken birden Tüketici Dernekleri Fedrasyonundan bebek mamaları ile ilgili bir basın bildirisi geldi. Aşağıdaki bildiride size sunmadan önce bebek mamalarında tüketicilerin nasıl aldatıldığına bir göz atalım.
Televizyonda bebek reklamlarında ya alt yazıyla ya da cicili bicili bayan meşhur artistlerimizin ağzından ‘’ Anne Sütüne Eşdeğer ’’ dir nakaratını dinliyorduk. Yine Bebek Mama’larının etiketlerinde annelerimizin gözlük kullanmadan görebilecekleri şekilde aynı sloganı okuyabiliyor idik.
Çiğ Süt üreticileri grubunda anne sütüne hiçbir gıdanın eşdeğer olamayacağını , eşdeğer iddialarının anneleri aldattığından bahsetmiştik. Bu yayınlarımızı da e mail adreslerimiz içindeki Tarım Bakanlığı Ulusal Gıda Kodeks Komisyon üyelerine göndermiştik.
Mart 2010’ da ,Türk Gıda Kodeksi Gıda Maddelerinin Genel Etiketleme ve Beslenme Yönünden Etiketleme Kuralları Taslak Tebliği’ni yayınladı. Bu taslakta her türlü gıda maddelerinin etiketlerine ‘’ Anne Sütüne Eşdeğerdir ’’ yazısının konmasının yasaklanması öngörülmekte idi. Biz de konunun resmen ele alınıp tüketicilerin aldatılmasının önüne geçilecek böyle bir düzenlemeye sevinmiş ve Bebek Maması üretici lobilerinin bunu el altından durduramayacağını ummuştuk. ! O günden bu yana UGKK’ nundan tıs yok. Halen bebek mamacıları tüketicilere ‘’ Anne Sütüne Eşdeğerdir ’’ yazısını ambalajlarında ambalajlarında bulundururarak tüketicileri aldatmaya devam ediyorlar. Kimin sayesinde? Tarım Bakanlığı’ na bağlı UGKK tarafından.
Ulusal Gıda Kodeks Komisyonun kamuoyunun görüşünü alalı dört ay geçmiş olması tüketicilerin aldatılmaması konusunda hassas olan hepimiz de tedirgin bir bekleyiş devam etmektedir. Tüketicilerin aldatılması ne zaman son bulacak?
Hiç bir besin maddesi anne sütüne eşdeğer olamaz ve anne sütüne tek alternatif keçi veya inek sütüdür. İnek sütünü bebeklerimize içirmede pastörize sütü tercih etmeliyiz. Pastörize inek sütü tam yağlı ise bebeklere içirmeden önce 1/1 oranında su ile karıştırmalıyız. İki yaşındaki bebekler için ise su ilavesine de gerek yoktur.
Besin maddelerini satın alırken, neyi satın alacağımıza Tv’lerdeki meşhur artistlerimiz bize karar verdirememeliler! Artık robot değiliz diyoruz.. Bize gerçek gıdayı reklamlar öğretemez ve öğretmemelidir. Reklamların albenisine aldanmayalım.
Gerçek gıdaya ,besine ulaşamamış. Gerçek besin ve gıdayı unutturan o renkli televizyon camlarında meşhur artistlerimizin 27 kova süte bedel hazır mama reklamlarına da ne demeli. ? Yalanın böylesine <> denilir. O hazır mamaların içinde MELAMİN olduğu ileri sürülmektedir. İnek sütüne düşman Hazır Bebe Mamacıları önce hazır mamaların içindekileri dirhem dirhem açıklasınlar. Mamaların üzerine öyle kargacık burgacık açıklamalar yerine mercekler, büyüteçler kullanılmadan okunabilecek yazı yazsınlar da biz de okuyalım. O okuyacaklarımızı sorgulayalım. Bu proteini nasıl toz haline getirdin ? Bu mineralleri ,bu vitaminleri hangi bitkiden aldın? Yoksa yapay mineraller, vitaminler mi diye sorgulayalım. Sadece sütte bulunan ve sütü süt yapan B12 vitamini nerede? Onun da mı yapayını buldun diye sorgulayalım.
Biz ineklerimize bile HAZIR BUZAĞI MAMASI yedirmiyoruz. Çünkü hazır buzağı mamasını yiyen ineklerimizden doğan yavrular iyi süt veren anaç özelliğini kaybediyor. Hazır Buzağı Maması yiyen buzağılarımız aynı yağ tulumu gibi olmakta , büyüdüğünde de aşırı kilolarından süt memeleri yağ ile kapladığından süt verimi de düşmekte. Biz Buzağılarımıza Hazır Buzağı Maması yedirmekten kaçınırken, Hazır Bebe Mamalarının çocuklarımız, bebeklerimiz üzerinde OBEZİTE yaptığına inanıyoruz.
Bebek mamalarınındaki etiket ve reklam gibi buzdağının üstündeki problemlere biz yoğunlaşmış iken melamin şüphemizi de zikrederken bakınız TÖF Genel Başkanı Fuat Engin’in konuya ilişkin basın açıklamasını ilginize sunuyoruz:
Bebek Mamalarında Büyük Şüphe!
Tüketici Örgütleri Federasyonu’nun (TÖF), bebek mamaları, bebek devam mamaları ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde GDO bulunup bulunmadığına yönelik araştırması talep ettiği bilgilere, bazı firmalar yanıt vermedi. Bu durum, “Bazı firmalar neleri saklıyor? Bu ürünleri tüketen bebekler tehlike altında mı?” sorularını akıllara getirdi. TÖF, tüketicilerin sorularını kamuoyu önünde tekrar sorarak, bu firmaları yanıt vermeye çağırdı.
Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) içeren ürünler 1990 yılından başlayarak dünyada, 1998’den itibaren de ülkemizde sokuldu. GDO’lu ürünler yıllarca ülkemize yasal bir düzenleme olmadan girerek, doğumdan ölüme tüketiciler tarafından tüketildi ve tüketilmekte.
Yaşanan bu gerçek durumdan hareketle, tüketicilerin “bebek mamaları, ve formülleri, devam mamaları ve formülleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinleri” konusunda kafasında oluşan soru işaretlerini ortadan kaldırabilmek amacıyla bir çalışma hazırlamak istedik. Bu kapsamda, GDO’lu ham ve işlenmiş ürünler ile GDO’lu yemlerle beslenen hayvanların ürünleriyle üretilen veya ithal edilen bebek mamaları, devam mamaları ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerine ilişkin araştırma başlattık.
Tüketicilerin sağlık ve güvenliğinin korunması, bilgi edinme ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı ilkelerinden hareketle, gıda güvenliği ve hijyeni, sağlıklı çevre ve biyoçeşitlilik, sosyal sorumluluk, standartlara tam uyum açılarından bilgilenmek ve tüketicileri bilgilendirmek, izlenebilirliğin ve şeffaflığın sağlanabilmesi için başlattığımız bu çalışma çerçevesinde ülkemizde bulunan üretici veya ithalatçı bebek maması firmalarına çeşitli sorular yönelttik.
Ancak sonuç tüketiciler açısından tam bir hayal kırıklığı oldu. Konuyla ilgili endişelerimizi gidermek üzere bilgi istediğimiz firmaların bazıları, aradan geçen süreye rağmen tüketicinin sağlık ve güvenliğini tehdit eden, tüketicilerin bilgi edinme hakkını ortadan kaldıran böylesine önem arz eden bir konuda cevap vermeyerek, tüketicilere karşı sorumluluklarını yerine getirmedi. Bu firmalar, izlenebilirliğin ve şeffaflığın sağlanabilmesini yok sayarak ürünlerinin içerindeki biyoçeşitlilik,
üretim ve hijyen koşulları, standartlara uyum gibi bilgileri tüketicilerden saklamayı tercih etti.
Bebeklerin beslenmesinde, büyümesinde ve gelişmesinde yer tutan mamaların GDO içerip içermediğine yönelik araştırmamızın sorularını, söz konusu firmalara son kez ve kamuoyu önünde açık bir biçimde yeniden soruyor ve onları bu konuda bilgilenmek isteyen tüketicilere yanıt vermeye çağırıyoruz:
*Mısırdan elde edilen, Nişasta, NBŞ, Fruktoz, Glikoz ile soya, soya lesitini ve türevlerini bebek mamaları, bebek formülleri, devam mamaları ve formülleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinin üretiminde kullanıyor musunuz?
*Ürettiğiniz ya da işlediğiniz ürünlerde Aspartam ya da türevi yapay tatlandırıcılar kullanıyor musunuz?
*Ürünlerinizde kullandığınız süt ve süt ürünlerinin menşei hakkında bilgi verir misiniz?
*Ürettiğiniz/işlediğiniz ürünlerde Genetik Modifiye (GDO) hammadde/malzeme kullanıyor musunuz? Hangi ülkelerin hammadde, alzeme ve işlenmiş ürünlerini kullanıyorsunuz?
*İthal ettiğiniz bebek maması ve türevlerinin ürün içeriklerinde Genetik Modifiye (GDO) ürünler var mıdır?
*Ürettiğiniz/işlediğiniz/ithal ettiğiniz ürünlerle ilgili biyolojik analizler yaptırıyor musunuz? Yaptırıyorsanız hangi sıklıkta yaptırıyorsunuz? Örnek analizler verebilir misiniz?
*Ürettiğiniz/işlediğini ürünlerde Genetik Modifiye hammadde türevleri içeren malzemeler kullanıyor musunuz? (Nişasta, NBŞ, Fruktoz, Glikoz, lesitin, sıvı yağ, süt ve süt ürünleri) kullanıyorsanız oranı ne kadardır?
*TKHK un 12. maddesi ve ilgili yönetmeliği ile, 2002/33 no’lu Şeker Tebliği’nin 4. maddesinin ilgili hükümlerine uygun olarak ambalajlama, etiketleme ve işaretleme kurallarına uygun davranıyor musunuz? Tüketime sunulan ürünlerin ambalajında (kutu-kova-cam kavanoz gibi kaplar dahil) ya da etiketinde üretim yeri, malın ayırıcı özellikleri ve fiyatını yazıyor musunuz?
*Üretimden tüketim sürecine kadar izlenebilirliği sağlayan/sağlayacak Önlemleriniz/çalışmalarınız var mı?
*Tüketicilerin, üretim süreçlerine ve kontrol safhalarına izlenebilmesi için katılmasını sağlayacak düzenlemeleriniz var mı?
AKSİ HALDE HUKUKİ İŞLEM!
Sorularımıza yanıt almadığımız durumda TÖF olarak, bilgi gizleyen firmalar hakkında hukuki işlem başlatmanın yanı sıra, tüketicileri bilgilendirerek, şüpheli ürünlerin tüketilmemesini isteyeceğiz.
Şeffaflık, izlenebilirlik, bilgilendirilme, denetim süreçlerinin işletilmesi konusunda Tarım Bakanlığı yetkililerini görevini yapmaya çağırıyoruz.
Bir Tüketici Fedarasyonunun gıdamıza, affedersiniz, bebeklerimizin gıdası olarak takdim edilen bebek mamaları ile ilgili bu kadar ayrıntı içeren kuşkuları dile getirmiş olmalarından çok memnun olduk. Kimi zaman ince, zarif bir uslup ile gıdalarımızda tüketicilerin aldatıldığından bahisle, tüketici derneklerimizin banka kredi kartları, ticari sözleşmelerde vb. gösterdikleri hassasiyetleri biraz da insanların en temel besin maddelerinden süt ve süt ürünlerine, bebek mamalarındaki tüketicilerin aldatılmalarına eğilmelerini arzu ettiğimizi yazmıştık.
TÖF Genel Başkanı Fuat Engin’in beyefendiyi artık gıda konusunda tüketicilerin sesi olarak görmek bizleri çok mutlu etti.Teşekkür ediyor, kendisine tam desteğimizi sürdüreceğiz.
Buradan Fuat Beyefendi’ nin şahsında tüm tüketici derneklerine diyeceğimiz şudur. Gıdalarımızdaki söz konusu edilen tüm problemelerin çözümünü ilgili firmalarla mücadelenin yanısıra, gıdaya nizam veren, gıda yönetmeliklerini hazırlamakta yetkili kurum olan Ulusal Gıda Kodeks Komisyonu’ nda (UGKK) temsil hakkını elde etmelidirler. En çok üyeye sahip meşrubat firmalarının sivil toplum kuruluşlarına UGKK’ de temsil imkanı verilirirken ülke nüfusumuz kadar sayıda tüketicilerimizin sivil toplum kuruluşlarına yer verilmeyişini çok garip karşılamaktayız.
Tüketici Derneklerinin UGKK’ da temsil edilmesi gıdadaki tüm sorunların çözümünün tüketicilere göre şekillendirme imkanı olabilecektir. Mevcut durumda gıda; Sanayicilerimizin insaf ve merhametine bırakılmıştır.
‘’Etiketi güzel yap, Gerisini merak etme!’’ Tüketici nasıl olsa etikete bakıyor öyle mi ? Ambalajlı üreticilerin bu zannı nı değişecek. Kim değiştirecek. Ey tüketiciler siz değiştireceksiniz!
Çapar KANAT
————————————
KATI GIDA ŞİŞMANLATIYOR
Zengin, kısa süre önce de ABD’de yapılan araştırma hakkında ise, ”Araştırmada, anne sütü yerine mama ile beslenirken 4 aylık olmadan önce katı gıdalar verilmeye başlanan bebeklerde 3 yaşına geldiklerinde obezite görülme riskinin 6 kat arttığı tespit edildi. Bugün bazı anneler 4 ay dolmadan patates, elma, armut gibi katı gıdaları ezerek bebeklerine veriyor. Bu bebeklerin gelişimi için oldukça zararlı. Sussanna Huh ve arkadaşlarınca 847 çocuk üzerinde yapılan araştırma, anne sütünün bebeklerin sağlığı için ne denli vazgeçilmez bir madde olduğunu açıkça ortaya koyuyor” değerlendirmesini yaptı.

Emzirmenin anneye de çok sayıda yararı olduğunu dile getiren Zengin, emzirmenin oksitosin hormonunu uyardığından doğumdan sonra rahmin toparlanmasının ve emziren annelerin doğum öncesi aldıkları kiloları vermelerinin daha kolay olduğunun belirlendiğini belirtti.

ANNEDE DEPRESYON GÖRÜLME RİSKİNİ DE AZALTIYOR
Doğum sonrası depresyonun da kadınlarda görülen ve onların en büyük hazzı olan annelik duygusunu yaşamalarını gölgeleyen bir hastalık olduğunu anlatan Zengin, emziren annelerde doğum sonrası depresyon ile meme ve yumurtalık kanserlerinin daha az görüldüğünü dile getirdi.
Zengin, hazır mamaların hem ekonomik hem de sağlık bakımından zararlı olduğunu, bu mamalarda anne sütünde bulunan besinlerin, vitaminlerin ve bağışıklığı güçlendiren maddelerin bir arada bulunmasının mümkün olmadığını sözlerine ekledi.

ntvmsnbc

Posted in HAZIR GIDADA KATKI MADDELERİ, SAĞLIKLI BESLENME | Leave a Comment »

hazır gıdalara sağlık bakanlığı raporu

Posted by helalderman 03 Ağustos 2010


Gıda Güvenliği e-posta grubunda, Sağlık Bakanlığı’nın hazırladığı ‘Kanser Raporu’na dikkat çekilerek, bakanlığın hazır gıdaların insan sağlığının bozulmasında risk faktörü olduğu yönünde uyardığı belirtildi. Gruba duyurulan açıklamada, besinlerin raf ömrünün uzatılmasının, lezzet ve görünümlerinin değiştirilmesi için kullanılan maddelerle birlikte, besinlerin aşırı saflaştırılmasının posa ve antioksidantların kaybına neden olarak kanser riskini artırdığına dikkat çekiliyor. Sağlık Bakanlığı’nın hazırladığı “Kanser Raporu”na göre, kanserin beslenme ile ilgisi yüzde 10-70 arasında bulunuyor. Besinlerde üreyen küf ve toksinler, besinlerdeki nitrat ve nitritler doğal kanserojenler olarak insan sağlığını tehdit ediyor.
Raporda, ‘Örneğin buğdayın kepeği ve özü alınarak beyaz un haline getirildiğinde, kanserden koruyucu maddelerin yüzde 90’ı kaybolur. Tüketilen buğdayda posa azaldığından, kolorektal kanser riski artar. Taze sebze ve meyveler toplandıktan sonra işleme koşullarına bağlı olarak vitamin değerlerinde azalmalar olur’ bilgisine yer verildi. Rapora göre, besin maddelerinin uzun süre bozulmadan saklanabilmesi, raf ömrünün uzatılması, lezzet ve görünümlerinin değiştirilmesi amacıyla kullanılan bazı bileşikler ve renk vericiler kanser riskini artırıyor. Yapay tatlandırıcıların önerilen miktarın üzerinde tüketilmeleri halinde idrar yolu kanserlerine sebep oluyor.

RİSKLİ RENKLENDİRİCİLER

İHA muhabirinin http://www.gidaraporu.com sitesinden derlediği bilgilere göre, riskli renklendiriciler ve rumuzları tablosu ise şöyle sıralanıyor: “E102* Tartrazin Renklendirici; tiroid tümörü, kromozom hasarı, kurdeşen, hiperaktivite ve aspirin duyarlılığı gibi rahatsızlıklara sebep olabilir; renkli içecek, tatlı, reçel, unlu gıdalar, çerez, konserve balık ve hazır çorbalarda kullanılır; Norveç ve Avusturya’da yasaklandı.

E104* Kinolin Sarısı Renklendirici; ruj, saç bakım ürünleri, kolonya üretimi ve eczacılıkta kullanılır; deri rahatsızlığına neden olur; Avustralya, Amerika ve Norveç’te yasaklandı. E107* Yellow 7G Renklendirici; astımlılarda alerjik reaksiyon görülebilir; tipik ürünler hafif içeceklerdir; HACSG sakınılmasını tavsiye ediyor. Avustralya ve Amerika’da yasaklandı. E110* Sunset Yellow FCF, Orange, Yellow S Renklendirici; sentetiktir;unlu gıdalar, pasta, tatlı, çerez, dondurma, içecek ve konserve balık, hazır çorba ve bazı şurup cinsi ilaçların üretiminde kullanılır; yan etkileri kurdeşen, rinit (burun akması), burun tıkanıklığı, alerji, hiperaktivite, böbrek tümörü, kromozom hasarı, karın ağrısı, bulantı ve kusma, hazımsızlık ve iştahsızlıktır; Norveç’te yasaklandı. E120** Karmin, Karminik asit Kosinal Renklendirici; böceklerden elde edilir; kozmetiklerde, şampoanlarda, kırmızı elma sularında, şekerlemelerde ve diğer gıdalarda kullanılır; hassas ve asmatik bünyelerde alerjik reaksiyonlara sebeb olabilir.

E122* Azorubin, Karmoisin Renklendirici; kömür katranı türevi; astımlılar ve aspirin alerjisi olanlarda kötü reaksiyonlar yapabilir; tipik ürünler şekerleme, marzipan ve jölelerdir; ısveç, Amerika, Avusturya ve Norveç’te yasaklandı. E123* Amarant Renklendirici; aynı ismi taşıyan bir ottan üretilir; kek, meyve tatlı dolgular ve jölelerde kullanılır; astım, egzama ve hiperaktiviteye neden olur; bazı hayvanlara yapılan testlerde doğum kusurları ve cenin ölümleri görülmüştür, kanserojen olabilir; Avusturya, Amerika, Rusya, Norveç ve diğer bazı ülkelerde yasaklandı.

E124* Ponso 4R,Kosinal red A Renklendirici; sentetik kömür katranı; hayvanlarda kanserojen, astımlılar ve aspirin alerjisi olanlarda kötü reaksiyonlar yapabilir; Amerika ve Norveç’te yasaklandı.

E127* Eritrosin Renklendirici; kiraz ve vişne, konserve sebze, muhallebi, tatlı, pasta, bisküvi ve çerezlerde kullanılır; ışığa karşı duyarlılığa ve troid hormonu seviyesini arttırıp hipertroidism’e neden olabilir; farelerde yapılan çalışmada troid kanserine neden olduğu saptanmıştır; Avustralya, Amerika ve Norveç’te yasaklandı.

E128* Red 2G Renklendirici; sentetik kömür katranı; kan hemoglobini ile karışma ihtimali vardır; çocuklar tarafından kullanılması tavsiye edilmiyor; dondurma, puding, meyveli veya aromalı yoğurt, pişmiş ya da pişmemiş et ürünleri, sucuk, salam, sosis Marmelat ve içeceklerde kullanılır. Pek çok ülkede yasaktır.

E129* Allura red AC Renklendirici, sentetiktir; tatlılar, içecek ve garnitürlerde, eczacılık ve kozmetik ürünlerinde kullanılır; astım ve aspirin hassasiyeti olan insanlar için risklidir; farelerde kanser oluşturduğu saptanmıştır; çocuklar tarafından tüketilmesi tavsiye edilmiyor; Danimarka, Belçika, Fransa, Almanya, İsviçre, İsveç, Avusturya ve Norveç’te yasaklandı.

E131* Patent blue V Renklendirici; Alerjik hassasiyete sahip insanlar kaçınmalıdır; kurdeşen, kaşıntı, tansiyon düşüklüğü, titreme ve solunum problemleri oluşturabilir; çocuklarda kullanılması tavsiye edilmez. Avustralya, Amerika ve Norveç’te yasaklandı. E132* Indigotin, Indigokarmin Renklendirici; sentetik kömür katranı türevi; yaygın olarak tablet ve kapsüllere eklenir; ayrıca dondurma, tatlı, fırınlı mamuller, şekerleme ve bisküvilerde kullanılır; bulantı, kusma, yüksek tansiyon, deri döküntüsü, solunum sorunları ve diğer alerjik reaksiyonlara neden olur. Norveç’te yasaklandı. E133* Brilliant blue FCF Renklendirici; sentetik kömür katranı; mandıra ürünleri, tatlılar ve içeceklerde kullanılır; çocukların tüketmesi tavsiye edilmiyor, Belçika, Fransa, Almanya, İsviçre, İsveç, Avusturya ve Norveç’te yasaklandı.

E142* Green S Renklendirici; sentetik kömür katranı türevi; konserve bezelye, nane jöle ve soslarda, paketlenmiş ekmek kırıntısı ve kek karışımlarında kullanılır; hiperaktiviteye, astıma, uykusuzluğa sebep olduğu bilinmektedir; çocuklar için tavsiye edilmemektedir. İsveç, Amerika ve Norveç’te yasaklandı.

E150 Karamel Renklendirici; şekerden yapılır; istiridye, soya, meyveler, konserve soslar, çikolata, şekerleme, bisküvi ve turşularda kullanılır. Çocuklar için tavsiye edilmiyor. E151 Brilliant Black BN, Black PN Renklendirici; kömür katranı; tatlılar, balık ezmesi, aromalı sütlü içecekler, dondurma, hardal, marmelatlar, soslar, kekler ve içeceklerde kullanılır; Danimarka, Belçika, Fransa, Almanya, İsviçre, İsveç, Avusturya, Avustralya, Amerika ve Norveç’te yasaklandı.

E153* Bitkisel Karbon Renklendirici; mangal kömürü, kemik, et, kan, katı ve sıvı yağlardan elde edilir; reçel, jöle ve meyan kökünde kullanılır; kanserojen olma riskinin yanında hayvan kökenli olanları haram riski taşır. Çocuklar için tavsiye edilmez. Avustralya’da yalnızca bitkisel kökenli olanına izin verildi, Amerika’da yasaklandı.

E154* Brown FK Renklendirici; sentetik 6 boya maddesinin karışımından oluşur; kurutulmuş balık, tütsülenmiş balık, pişirilmiş jambon ve cipslerde kullanılır; çocuklar için önerilmez; Amerika’da ve pek çok ülkede yasaklandı.

E155* Brown HT (Chocolate) Renklendirici, kömür katranı; çikolatalı kekte kullanılır; astımlılar ve aspirin alerjisi olanlarda kötü reaksiyonlar yapabilir; deri duyarlılığına neden olduğu bilinir; Danimarka, Belçika, Fransa, Almanya, İsviçre, İsveç, Avusturya, Amerika ve Norveç’te yasaklandı.

E160(b)* Annatto (Arnatto, Annato), bixin, norbixin Renklendirici; ‘Bixaorellana’ ağacından elde edilir; peynir, tereyağı, margarin,unlu gıdalar, çerez, çorba ve içeceklerde kullanılmaktadır; ayrıca eczacılıkta (balgam sökücü olarak) ve tekstil sektöründe kullanılır;jelatinle karışık bulunabilir; kurdeşene neden olduğu bilinir, HACSG sakınılmasını öneriyor. E160(c)* Paprika ekstrakt, Kapsanthin, Kapsorubin Renklendirici; kırmızı biber çekirdek ve tohumlarından elde edilir; kümes hayvanı gıdaları, dilinmiş peynirlerde kullanılır; jelatinle karışık bulunabilir; bazı ülkelerde yasaklandı.

E160(f)* Etil ester of beta-apo-8′-karotenik asid (C 30) Renklendirici, bilinen yan etkisi yok; alkolle muamele edilmiş olabilir.

E161* Lutein, Kantaksantin Renklendirici; doğal olarak yeşil yaprakta, kadife çiçeği ve yumurta sarısında bulunur, Alkolle muamele edilmiş olabilir. Renklendirici; retinol; bazı mantar, kabuklu hayvan, balık ve flamingo tüyünde bulunur.

E162* Betanin Renklendirici; pancardan elde edilir; bilinen yan etkisi yok; Alkolle muamele edilmiş olabilir.

E163* Antosiyaninler Renklendirici, çiçek ve bitki kaynaklı; alkolle muamele edilmiş olabilir. E170* Kalsiyum karbonat Hem renklendirici hem mineral tuz; kaya minerali veya kemikten elde edilir; diş macunu, beyaz boya, temizleme tozları, bisküvi, ekmek, kek, dondurma, dondurulmuş konserve sebze ve meyvede ve ilaçlarda kullanılır; yüksek dozlarda zehirlidir; safra, böbrek taşı, hemoroid, kabızlık ve fistül kanamalarına sebep olabilir.

E171 Titanium dioxid Renklendirici; diş macunu ve beyaz boyada pek çok ilaçta bazı peynir çeşitlerinde, krema ve soslarda kullanılır; kan, beyin ve bezlerde, lenf düğümleri ve akciğerde yüksek konsantrasyon oluşturabilir. Almanya’da yasaktır.

E172 Demir oxid ve hidroxid Renklendirici; som balığı ve karides ezmesinde kek, pasta ve tatlılarda kullanılır; yüksek dozlarda zehirlidir. Almanya’da yasaklanmıştır.

E173 Aluminium Renklendirici; draje, şekerleme, keklerde, tabletlerde dekorasyon maksadı ile kullanılır; bazı ülkelerde yasaklandı.

E174 Gümüş Renklendirici; çikolatalı şekerlemeler ve drajelerde kullanılır; aşırı dozlarda önemli rahatsızlıklara sebep olur; bazı Rülkelerde yasaklandı.

E175 Altın Renklendirici; çikolatalı şekerlemelerde drajelerde kullanılır; bazı ülkelerde yasaklandı.

E180* Litolrubin BK Renklendirici; astım, rinit ve cilt hastalıklarına sebep olabilir. Bazı ülkelerde yasaklandı

Posted in HAZIR GIDADA KATKI MADDELERİ | Leave a Comment »

Ekmeğimizin içindeki katkı maddeleri

Posted by helalderman 30 Mayıs 2010


Bizi biz yapan yaşam tarzımızda, ekmeğimiz de bugünkülerden çok farklı idi ve yaşamımızda saygın ve önemli bir yeri vardı. Bir zamanlar, içinde un, su ve tuzdan başka hiçbir katkı maddesi içermeyen mayalı ekmeklerimiz vardı… Tandırda pişirilen tandır ekmeklerimiz vardı… Bazlamalarımız vardı… Saçlarda pişirilip bütün kış boyunca hafif nemlendirildikten sonra yediğimiz yufka ekmeklerimiz vardı…

Bunların çoğunu şehirlerimizde yaşarken başımıza musallat edilen modern hayat uğruna kaybettik. Şimdilerde Anadolu muzun birçok yörelerinde köy ve kasabalarında bu ekmekleri yapan şanslı aileler az da olsa bulunmaktadır.

Her şeyimizi batıdan ithal etmeye başladığımızdan beri bu en temel gıda maddemiz olan ekmek de değişikliğe uğratıldı. Balon gibi şişirilmiş, içi kof, tadı lezzeti kalmamış, ekmek görüntüsü verilmeye çalışılmış bir garip nesne oluvermiş.

İşte adı ekmek olan bu garip nesneyi üretmek için biz diyelim on, siz deyin yirmi çeşit, kökenleri hakkında bilgimiz olmayan ve bize bilgi verilmeyen katkı maddesi ilave ediliyor artık. Bu katkı maddelerinin tüketiciye faydası olmadığı gibi üstelik zararı olabiliyor.

Katılma Nedenleri: Hamurun asidini arttırmak, Bayatlamayı geciktirmek, Ekmek hatalarını ve hastalıklarını düzeltmek, Su kaldırma oranını yükseltmek, Hacim artışı sağlamak, un rekoltesini yükseltmek vs gibi amaçlar için kullanılmaktadırlar

Bugünkü Katkılı Ekmek Ürünlerinde Kullanılabilen Katkı Maddeleri:
Enzimler, E 300 Askorbik Asit(C vitamini), Bitkisel Yağlar, Emülgatörler(E 471-E477 Mono- ve digliseridler ve modifiye edilmiş formları), E 282 kalsiyum propiyonat, E 281 sodyum propiyonat, E 262 Sodyum diasetat, sirke, E 260 asetik asit, E 280 propiyonik asit, E 202 potasyum sorbat, E 200 sorbik asit, E 202 potasyum sorbat ve E 203 kalsiyum sorbat, E 283 potasyum sorbat, Şekerler (Sakaroz,Maltoz,Früktoz,glikoz), E170 kalsiyum karbonat, E332 Potasyum nitrat, E481 Sodyum sterol-2-laktilat,E422 Gliserol (gliserin)
“Ayrıca, Daha beyaz görünen un elde etmek için, E928 benzoil peroksit ve E924 potasyum bromat gibi kanserojen ve alerjik maddeler beyazlatıcı olarak, E920 Sistain gibi insan saçından ve domuz kılından üretilen ve hacım artırıcı olarak kullanılan katkı maddeleri de söz konusudur.”

Bu Katkı Maddelerinin açılımı ise şöyle:
E170 kalsiyum karbonat: Hem renklendirici hem mineral tuz; kaya minerali veya kemikten elde edilir; diş macunu, beyaz boya, temizleme tozları, bisküvi, ekmek, kek, dondurma, dondurulmuş konserve sebze ve meyvede ve ilaçlarda kullanılır; yüksek dozlarda zehirlidir; safra, böbrek taşı, hemoroit, kabızlık ve fistül kanamalarına sebep olabilir. Ayrıca kemikten elde edilmesi ihtimali bu katkı maddesini en azından şüpheli hale getirir.

E 471-E477 Mono- ve digliseridler ve modifiye edilmiş formları: Homojenleştirici .Bitkisel ve hayvani kökenli olabilir.Bitkisel kökenden türetilirse, helâldir. Hayvani unsurlardan türetilirse, şüphe arzeder. Eğer, eti helâl ve kesimi islâmi usulle yapılmış hayvani yağlardan türetilmiş ise helâl kabul edilir. Aksi halde haram olur.

E 280 propiyonik asit, E 281 sodyum propiyonat, E 282 kalsiyum propiyonat, E 283 potasyum sorbat: Koruyucu olarak kullanılır. Migren ağrılarına sebep olabilir; doğal olarak mayalanmış gıdalarda, insan teri ve geviş getirenlerin sindirim organlarında bulunur, ayrıca suni olarak etilen, karbon monoksit, propiyonaldehit, doğal gaz, mayalanmış kağıt hamuru veya çürümüş lif bakterisinden elde edilir; yaygın olarak ekmek ve un mamullerinde kullanılır

E 200 sorbik asit, E 202 potasyum sorbat: Koruyucu olarak kullanılır. Bitkisel kökenlidir. Ciltte kaşıntıya sebep olabilir

E420 sorbitol: Kıvam artırıcı,suni tatlandırıcı ve nem tutucu; etli ve zarlı kabuksuz meyvelerden veya sentetik olarak glikozdan elde edilir; gıda,ilaç ve kozmetiklerde kullanılır.Bebek ve küçük çocuk gıdalarında kullanmak yasaktır.

E422 Gliserol (gliserin): Kıvam artırıcı,tatlandırıcı ve nem tutucu, yağlı renksiz alkol;hayvansal veya bitkisel yağların alkalilerle ayrışması sonucu elde edilir; petrol ürünlerinden ve bazen propilenden sentetik olarak veya şekerden mayalanarak da elde edilir; büyük miktarlar baş ağrısı, susuzluk, bulantı ve yüksek kan şekerine sebep olabilir. Hayvan kökenli olması ihtimali göz önünde tutulmalıdır.

E920 Sistain: Un işleme ajanı. İnsan saçı, başta domuz olmak üzere hayvan kılı ve tavuk tüyünden elde edilir

E924 potasyum bromat: Un işleme ajanı.Büyük miktarlarda bulantı, kusma, diyare ve sancılara neden olabilir.

E928 benzoil peroksit: Un işleme ajanı. unun beyazlaması için kullanılır. Alerjik geçmişi olanlar sakınmalıdır.

Buraya kadar, piyasada ekmek üretiminde yaygın olarak kullanılan katkı maddeleri ile ilgili alıntıladığımız bilgileri sunduk. Halbuki, görüldüğü gibi, bu katkı maddeleri hayvan kökenli olabildikleri gibi, migrenden, alerjiye hatta kansere kadar birçok rahatsızlıklar oluşturabilen maddelerdir. Uygulamada ise bu katkı maddeleri bu isimleri ile değil ticari isimleri ile alınır satılır ve kullanılır. Örnek vermek gerekirse, S500, Soft’r, Acti-Plus, Hydra, Joker, Pantera vs gibi ticari isimlerle satılan bu ürünlerin içerikleri incelendiği zaman bir çok katkı maddesini kombine ettiği görülür.Kullanıcı firma bu maddelerin içerikleri ile de pek ilgilenmez. Ayrıca fırınlarda bu katkı maddelerini hamura katacak eğitilmiş elemanların yetersizliği sebebi ile ekseriya limit aşımı tehlikesi de söz konusu olmaktadır.

Bugün, Üretici ve satıcı istekleri, gıdanın ilk günkü tazeliğini koruyacak şekilde, gıdaların raf ömrünün artırılması yönünde olmaktadır. Buna karşılık gıdanın raf ömrünü artırmak amacıyla ürünlere ilave edilen katkı maddelerine karşı ise kimi tüketicilerin gittikçe artan haklı çekinceleri bulunmaktadır. Ancak ister paketli olsun, ister paketsiz satılsın çoğu ekmeklerde kullanılan katkı maddelerinin detay bilgileri yer almamaktadır. Bu da tüketiciyi zor durumda bırakmaktadır. Halbuki etiket bilgileri hem yasal olarak, hem etik olarak tüketicinin en tabii hakkı olmak zorundadır. Ancak, bu sonuçta tüketicinin bilinçsizliği ve ilgisizliği, üreticinin bencilliği ve resmi kurumların denetimsizliği müştereken rol oynamaktadır.

Peki ne yapacağız?
Güvendiğimiz Market veya Fırından Katkısız Ekmek İsteyelim

“Tarım ve Köy işleri Bakanlığının yeni tebliğinde Ekmeğe, herhangi bir katkı maddesi katılmaz ise etiket üzerinde ekmek adı ile birlikte “katkısız” ifadesi kullanılır.” şeklinde bir düzenleme getirmiştir. O halde öncelikle çevremizde katkısız ekmek üreten fırınları araştırmalıyız. Bulduktan sonra iyice sorgulamalıyız. Çünkü maalesef ülkemizde üreticilerden doğru bilgi almak ekseriya zor olmaktadır. İyice emin olduktan sonra katkısız ekmek tüketmeliyiz.

Ekmeğimizi Ekmek Makinesinde Kendimiz yapalım

Artık, evde ekmek yapmak ta çok kolaylaştı. Birçok firmalar bu maksat için çeşit çeşit modeller geliştirmişler. 100 ila 300 TL arasında piyasada satılıyor. Böyle bir cihaz sahibi olduktan sonra evinizde çeşit çeşit ekmek yapmak zor olmaktan çıkmıştır.

Sağlıklı nesillerimiz için Gereken Özeni göstermenizi rica ederiz. AKİFOĞLU UNDAN ALINTIDIR.

Posted in HAZIR GIDADA KATKI MADDELERİ | Etiketler: , , , | 1 Comment »