helalderman

YEDİKLERİN KADAR DOĞALSIN…

Archive for the ‘VİTAMİN & MİNERALLER’ Category

Su Arıtma Cihazının Zararları

Posted by helalderman 19 Ekim 2011



İnsanoğlu doğayı korumamasının bedelini ne yazık ki çok ağır ödüyor. yaşam alanlarımız sürekli kısıtlanıyor. Çevre kirliliği had safada olunca ekonomik olarak ta bunun sıkıntılarını yaşıyoruz. Bidolubilgi.com olarak bu yazımızda sizlere temiz su kaynakları kirlendiği için piyasaya sürülen su arıtma cihazları hakkında bilgiler sunmaya çalışacağız. Son dönemlerde görsel ve yazılı medyada boy boy su arıtma cihazları görülmekte. Peki gerçekten bu cihazlar suyu arıtıyor mu? Bu cihazların insan sağlığı açısından sakıncaları var mı? Bu ve buna benzer bir çok soruyla karşınızdayız.

Cihazların suda bulunan ve vücut için gerekli olan mineralleri yok etmekten başka bir işe yaramadığı öğrenildi. Uzmanlar, bu cihazların içme suyu için kesinlikle kullanılmaması gerektiğine vurgu yaptı

BÜTÜN MİNERALLERİ YOK EDİYOR

Büyükşehirlerde yoğun olarak kullanılan içme suyu arıtma cihazlarının suyun tüm özelliklerini yok ettiği saptandı.

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı’ndan Dr. Ahmet Soysal, suda vücudumuzun birçok yaşamsal fonksiyonu için gerekli olan kalsiyum, potasyum, magnezyum, fosfor, sodyum, demir, bakır ve çinko gibi minerallerin bulunduğunu söyledi. Arıtma cihazları vücut için yararlı tüm bu mineralleri süzerek yok ettiğini belirten Soysal, “Yani kaş yapayım derken göz çıkarıyorsunuz. Bu şekilde içilen suyun vücuda hiçbir yararı olmuyor” dedi.

Enfeksiyona neden oluyor

Bu cihazların belli aralıklarla sökülüp bakımı yapılması ve içindeki kimyasalların yenilenmesi gerektiğine dikkat çeken Soysal sözlerine şöyle devam etti: “Bunlar bakımı çoğunlukla yapılmıyor. Ayrıca kimyasal arıtma yaptığı iddia edilen bu cihaz, biyolojik kirlenmeye ve mikroorganizmalar üretmeye yol açıyor. Bu da özellikle enfeksiyon hastalıklarına neden oluyor. Doğal olarak su mikrobiyolojik açıdan tehlikeli bir hal alıyor.”

Sağlığınızı riske atmayın

Soysal, bu tip arıtma cihazlarının sadece ticari pazarlama ürünü olduğunu, satan veya pazarlayan kişileri zengin etmekten öteye bir anlam taşımadığını ifade öne sürdü. Soysal; “Yönetmeliğe göre belediyeler suyu Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği standartlara göre arıtıyor. Belediyeler suyu abonelere bu şekilde vermek durumundadır. Bu nedenle ek bir arıtma cihazının kullanılması gerekmez. Halk sağlığı uzmanları olarak bu tarz cihazların satışına kesinlikle uygun bulmuyoruz. Sonuçta daha lezzetli su elde etmek isterken bu cihazlar yüzünden kendi sağlığınızı tehlikeye atıyorsunuz.”şeklinde konuştu.

DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ NE DİYOR?

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) dünyada görülen hastalıkların yüzde 80′inin sulardan kaynaklandığını, suyda doğal bulunan bazı maddelerin çıkarılmasının sağlık üzerinde olumsuz etkilerinin olabileceğini belirtiyor. Bu kapsamda yapılan araştırmalarda hazırlanan raporda şu açıklamalara yer veriliyor: “Minerallerinden tamamen arındırılmış (damıtılmış) su, insan ve hayvan organizması üzerinde kesin olarak olumsuz etkilere neden olur. Bağırsak mukoza zarı, metabolizma ve vücudun mineral dengesi ile diğer bedensel işlevler üzerinde oluşabilecek sorunları doğrudan etkiler. Vücudun sıfır kalsiyum ve magnezyum almasına yeni bakterilerin oluşmasına neden olur. Vücudun mineral ve su metabolizmasını tehlikeye atarak iç denge mekanizmaları üzerindeki olumsuz etki yapar.

HALK BÖYLE KANDIRILIYOR

Ürünü satmak için eve satıcı müşterilerini basit bir yolla kolayca kandırabiliyor. Elektroliz adı verilen bir cihazı suya sokuyor. Cihaz suyun içindeki partikül ve iyonları birbiriyle çarpışmasına neden oluyor. Devamında suyun içindeki mineraller yanıyor ve ortaya çamur şeklinde katı maddeler çıkıyor. Yine farklı bir cihazla suyun içindeki toplam çözülmüş partiküllerin oranını göstererek sözde suyun ne kadar sağlıklı veya sağlıksız olduğunu söylüyorlar. Bu görüntü karşısında hayrete düşen tüketici ürünü satın almak konusunda kolayca ikna oluyor. Aslında ortaya çıkan çamurumsu görüntü suda bulunan minerallerin yanması sonucu oluşuyor ve ortada anormal bir durum söz konusu olmuyor

Posted in SAĞLIKLI BESLENME, VİTAMİN & MİNERALLER | 7 Comments »

vitamin ve mineraller nerede!!!

Posted by helalderman 09 Ağustos 2010


Kahraman vitaminlerle kansere karşı önleminizi alın…

Aşırıya kaçılmadan alınan A, E, C vitaminleri ile çinko ve demir, kansere
karşı vücudun en doğal ‘savaşçıları’…

Doğru beslen kanseri yen – 3 / Ayşegül AYDOĞAN

Beslenme ve diyet uzmanları Murat – Aysun Gökçen’in kanserle savaşta
üzerinde en çok durduğu konulardan biri de vitaminler. Yeni kitapları
‘Kanseri Beslenerek Yenebilirsiniz’de vitaminlerin kanser oluşumunu
önlediğini hatırlatan Gökçen çifti, her vitaminin kanserde ayrı bir cephede
savaştığını anlatıyor. Gökçenler, araştırmaların vitamin yetersizliğinin
tümör oluşumuna neden olduğunu ortaya koyduğunu belirtiyor. Yine de, aşırı
vitamin alımının önemli toksik etkilere neden olduğu uyarısında bulunan
Gökçen çifti, anti kanser etkileri olan A’dan C’ye, E vitamininden çinko ve
demire kadar kanserle savaşta önerdikleri vitamin desteğini şöyle
özetliyorlar:

A VİTAMİNİ:
Yetersizliğinin, solunum ve yemek borusu, mide, prostat, meme, akciğer
kanserlerinin oluşumunu artırdığı biliniyor. Ayrıca A vitamini zengin
beslenmenin kanser oluşumunu önlediği bilimsel raporlarla destekleniyor.
Vücudun koruyucu dokusu epitel’in yapımı ve yenilenmesinde rol oynayan A
vitamininin yetersizliğinde bu dokular bozuluyor. A vitamini ve meyve ve
sebzelerdeki yapıtaşı beta karoten, kansere karşı korunmaya yardımcı oluyor.
Beta karoten, bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Tüketiminin azalmasıyla
kanser riski artıyor. Beta karoten yönünden zengin besinleri az tüketen
kadınlarda özellikle meme kanseri riski, en yüksek düzeyde saptanıyor. Bu
nedenle beta karoten yönünden zengin besinlerin her gün tüketilmesi şart.

NELERDE VAR?
A vitamini ve beta karotenden zengin besinler şunlardır;
• Yumurta sarısı
• Karaciğer
• Süt
• Ispanak
• Havuç
• Yeşil biber
• Kayısı
• Yeşil sebzeler
• Domates
• Portakal, greyfurt

C VİTAMİNİ
Solunum, yemek borusu ve mide kanserlerinin önlenmesinde C vitamini önemli
rol oynuyor. Kanserojenlerle doğrudan teması olanlar, günlük C vitamini
gereksiniminin üzerine çıkabilirler. Bu durum kanser riskini azaltır. C
vitamini, yiyecek ve içeceklerle alınan nitrit ve nitratların kanser yapıcı
nitrosaminlere dönüşmesini önler. Kısacası C vitamini, kansere yakalanma
riskini azaltır. Her gün birkaç kez taze meyve ve sebze tüketen kadınlarda
meme kanseri riski bu besinleri tüketmeyen kadınlara göre 10 kat azdır. C
vitamini alımı artarken meme kanseri riski azalır. Bazı araştırmacılar C
vitamini zengin beslenmenin meme kanseri vakalarının yüzde 25 oranında
azalabileceğini iddia etmektedirler. C vitamini, düşük yağ ve yüksek lif
içeren diyetlerle tüketildiğinde etkinliği en üst seviyeye çıkar. C
vitamini, çeşitli yollarla vücuda giren birçok kimyasal kanserojeni etkisiz
duruma getirir.

NELERDE VAR?
C vitamini yönünden en zengin besinler şunlardır:
• Kuşburnu
• Maydanoz
• Tere
• Roka
• Kırmızılahana
• Çilek
• Karnabahar
• Ispanak
• Yeşil sivri biber
• Turunçgiller (Portakal, mandalina, greyfurt, limon )

E VİTAMİNİ
Güçlü bir antioksidandır. Bazı toksik maddelerin olumsuz etkilerini azaltır.
E vitamini eksikliğinin meme tümörü vakalarını artırdığı gözlemlenmiştir.
İnsanlar üzerinde yapılan araştırmalarda da özellikle meme kanseri olan
kadınların diyetine besinsel E vitamini takviyesi yapıldığında iyiye gitme
görülmüştür. Kanında normal veya yüksek düzeyde E vitamini olan kadınlara
göre, kanında düşük düzeyde E vitamini olan kadınlar beş kat daha fazla meme
kanseri riskiyle karşı karşıyadır. E vitaminini karşılamak için en doğru
yol, E vitamini içeren besinlerin bolca ve sıkça tüketilmesidir. E vitamini
düşük yağ ve yüksek lif içeren diyetlerle birlikte tüketildiklerinde
etkinlikleri en üst seviyeye çıkar.

NELERDE VAR?
E vitamini açısından zengin bazı besinler şunlar:
• Badem
• Fındık
• Dolmalık fıstık
• Patlamış mısır
• Tahin
• Kabak çekirdeği
• Dolmalık biber
• Kıvırcık
• Nane
• Sivri biber
• Kereviz yaprakları

ÇİNKO
Çinko, A vitamininin anti kanser etkisini güçlendirerek yeni oluşan kanser
hücrelerinin öldürülmesine yardımcı olur. Çinko yetersizliği A vitamininin
karaciğerden salınımını ve kullanımını azaltır. Bu nedenle çinko içeren
besinleri A vitamini içeren besinlerle birlikte tüketmenin oldukça büyük
faydaları var. Özellikle kanserli hastalarda çinko yetersizliği çok sık
görülür. Kısacası, A vitamini ve çinko birbirini tamamlayan ikili
gibidirler. Bu nedenle beslenmede A vitaminine dikkat ederken, çinko alımına
da özen göstermek gerekir. Çinko en fazla, su ürünlerinde (balık, midye vb.)
bulunur. Ayrıca mantar, badem ve cevizde zengin çinko kaynaklarıdır.

DEMİR
C vitamininin besinlerdeki demirle ilgili de önemli bir görevi vardır. Demir
yetersizliği, sindirim sisteminde kanser oluşma riskini artırır. Bu nedenle
kanser beslenmesinde demirin büyük önemi vardır. Besinlerle alınan demirden
tam anlamıyla yararlanılması gerekir. Demirin hem bağırsaklardan
emilebilmesi, hem de kemik iliğine taşınabilmesi için C vitaminine ihtiyaç
duyulur. Beslenmeniz C vitamininden yetersizse demirden yeterince
faydalanamazsınız. C vitamininin demir emiliminde etkin bir rol
oynayabilmesi için aynı öğünde demir içeren besinlerle birlikte alınması
gerekmektedir.

NELERDE VAR?
Demirden zengin besinler şunlardır;
• Kırmızı et
• Pekmez
• Tahin
• Antep fıstığı
• Mercimek
• Barbunya
• Kuru fasulye
• Yumurta sarısı
• Ispanak
• Roka
• Kabak çekirdeği
• Kereviz yaprakları

Gökçenler’in özel mönüsünden

Ispanak Salatası

MALZEMELER:
• 1 demet iri doğranmış ıspanak
• 1 su bardağı taze mantar
• 3 adet iri doğranmış domates

SOSU İÇİN
• 2 çorba kaşığı balzamik sirke
• 1 çorba kaşığı zeytinyağı
• 2 çorba kaşığı haşhaş tohumu
• 1 tatlı kaşığı hardal tohumu
• 1 adet nar suyu

HAZIRLANIŞI:

Geniş bir salata kasesine sos malzemelerini koyup iyice karıştırın
Çiğ olarak ıspanak, mantar ve domatesi birleştirip üzerine sosu ilave edip
tekrar karıştırıp bekletmeden servis yapın

‘Vitamin’i öldürmeyin!

Meyve sularını sıktıktan sonra hemen için, uzun süre bekletmeyin. Bekleyen
her dakika aleyhinize işler, vitaminler geçen zamanla etkisini yitirir.
Taze sebzelerin pişirme – haşlama suyunu mutlaka değerlendirin. Böylece bazı
minerallerin ve de özellikle B vitaminlerinin kaybolmasını önlemiş
olursunuz.
Taze meyve ve sebzeleri doğradıktan sonra bekletmeyin.
Pişirilen yemekleri günlerce bekletmeyin. Bayat yemekler çok risklidir,
bozulmuş olabilir, vücudun direncini kırabilir. Ayrıca, beklemiş yemeklerde
bazı B vitaminleri ile C vitamini kaybı fazla olur. webhattından alıntıdır.

Posted in VİTAMİN & MİNERALLER | Leave a Comment »

POTASYUM

Posted by helalderman 24 Haziran 2010


POTASYUM: Potasyum (K] hücreler içinde bulunan katyon madenlerin en başında yer alır. Hücre dışı sıvılarda en çok sodyum, hücre içinde en çok potasyum bulunur. Potasyum kasların işlevinde çok önemli bir yer tutar. Özellikle kalp kasının düzenli çalışması vücuttaki, kalp kası hücresindeki ve kandaki potasyum düzeyleriyle çok yakından ilgilidir. Potasyum, hücreler içindeki ozmotik basıncın korunmasına katkıda bulunarak hücre içindeki sıvının dışa kaçmasının önlenmesini sağlamaktadır. Hücre içinde fazla düzeyde potasyum bulunması aynı zamanda hücrelerdeki protein sentezi için de gereklidir. Besinler yoluyla günde 4 güne kadar potasyum alınmaktadır. Yukarıdaki tabloda çeşitli besinlerin potasyum yönünden değerleri verilmiştir. Potasyumun vücuttan en önemli atılım yolu böbrekler aracılığıyladır. Sağlıklı bir biçimde çalışan böbrekler, vücuttaki fazlahk potasyumu kolaylıkla atabilirler. Bu nedenle bazı özel durumların dışında vücutta potasyum fazlalığı gelişmemektedir. Ancak böbrek yetmezliği, aşırı su kaybı, damar içine aşırı düzeyde potasyum verilmesi ve Addison hastalığı gibi durumlarda kandaki potasyum düzeyi çok artmaktadır. Bu duruma “hiperkalemi” denilmektedir. Hiperka-lemi durumlarında kalp atış sayısının ve kasılma gücünün azalması, bilinç bulanıklığı, kas ağrıları ve güçsüzlüğü gibi belirtiler gelişmektedir. Vücutta potasyum azlığı gelişmesi daha sık rastlanan bir olaydır. Sindirim kanalı salgıları potasyum yönünden zengindir. Uzun süreli aşırı kusma ve ishaller potasyum kaybı yoluyla kanda potasyum azalmasına (hipopotasemi) yol açabilirler. Yetersiz beslenmeyle birlikte habis tümör, müzmin bulaşıcı hastalıkların seyri sırasında da hipopotasemi gelişebilir. Kortizol hormonu, böbreklerden sodyum geri emilimini ve buna karşılık potasyum atılmasını çoğaltmaktadır. Gushing hastalığı gibi kortizol salgısının yükseldiği durumlarda kanda hipopotasemi gelişebilmektedir. İdrar sökücü [diüretik] ilaçların bazıları da (örneğin “asetazolamid”, “klorotiazid” gibi) idrar içinde aşırı potasyum azlığı yaratabilmektedirler,Kanda potasyum azlığına bağlı olarak kalp atışlarında hızlanma, kalpte genişleme, kaslarda güçsüzlük, sinirlilik gibi belirtiler gelişebilmektedir.Hücre içi sıvıların en önemli katyonu potasyumdur. Besin olarak aldığımız po­tasyum kaynağı, besin olarak yediklerimizin hücre materyalidir. Potasyum* incebağırsakta plazmadaki dolaşan nicelikleriyle orantılı olarak emilir. Hücre dışı sıvılardaki potasyum vücuttaki tüm dokuları dolaşır ve bazıları üzerinde önemli etkiler gösterir. Özellikle kalbin depolarizasyonu ve kasılması gibi. Potasyumun kaybedilmesi pahasına sodyumun korunması aldesteron hor­monunun etkisiyle gerçekleşir. Bu nedenle normal böbrek fonksiyonları sırasında potasyum yitimi söz konusudur.

Potasyum eksikliğinde aşırı cilt kuruluğu, akne, ishal, kabızlık, kavrama bozukluğu, vücutta sıvı birikimi, sinirlilik, terlemeler, kalp atımında oynamalar, gelişme bozukluğu, bulantı-kusma, tansiyon düşüklüğü, kolesterol düzeylerinde artış, kaslarda yorgunluk-zayıflık, periyodik baş ağrıları görülür.

Potasyum içeren gıdalar, süt ürünleri, et, balık, kümes hayvanları, baklagiller, sebze ve meyveler, olarak sayılabilir. Kayısı, avokado, muz, incir, hurma, kuru üzüm, kurutulmuş meyveler kabuklu yemişler, balkabağı, patates, sarımsak yüksek oranlarda potasyum içerir. Böbrek rahatsızlıkları, ishal, idrar söktürücü ya da bağırsakları temizlemek için kullanılan ilaçlar potasyum düzeylerini bozar. Sigara ve kafein tüketimi de potasyum emilimini azaltır. Potasyum, hormon salınımı için gerekli bir mineraldir, stres hormonlarının salınımı potasyum-sodyum oranında azalmaya neden olduğundan, stres vücudun potasyum gereksinimini artırır.

Yazın bronzlaşmak için güneşlenirken terle birlikte potasyum kaybettiğinizi biliyor musunuz? Potasyum eksikliği yorgunluk, kabızlık, bacak krampları ve kalp ritmi bozuklukları gibi rahatsızlıklara neden olur. Zengin potasyum içeren muz, patates, kayısı, kara ekmek gibi gıdalar aynı zamanda kalori yönünden de zengin oldukları için kilo sorunu yaratabilirler.

Posted in VİTAMİN & MİNERALLER | Leave a Comment »